Osmanlı'nın son dönemlerine ait pek çok yapı bugün hala estetik açıdan güzelliğini korumaktadır. Sağlam ve kullanımda olan bu yapılar Edirne'nin farklı bir yüzünü, tadını ve rengini ortaya çıkarıyorlar.

Osmanlı'nın son dönemine ve Cumhuriyet döneminin ilk dönemlerine tanıklık eden eden, tarihine ve mimarisine ışık tutan bu binalar hala hizmet görmekte ve kent dokusuna ayrı bir hava katmaktadırlar.

Edirne Belediye Binası

1910 yılında Padişah Mehmed Reşat Edirne'ye geldiğinde ve Yunan işgali sırasında Kral Konstantin bu binada kalmışlardır. Ayrıca ATATÜRK Edirne'yi ziyaret ettiği 21-25 aralık 1930 tarihlerinde bu binada misafir edilmiştir. Atatürk’ün kaldığı oda, Belediyece 21 Aralık 1978 günü Atatürk odası olarak düzenlenmiş ve hizmete açılmıştır.

1901 tarihli Edirne yıllığında binanın temelinin 19 Ağustos 1898 tarihinde atıldığı yazmaktadır. Ahmet Badi Efendide şu notu düşer “Eski bina harap olduğundan, yıktırılarak 19 Ağustos 1899 Perşembe günü tamamlanıp açıldı.” Osman Nuri Peremeci ise şu açıklamayı yapar “Şimdiki bina, Belediye başkanlarından Cezzarzade Dilaver Bey’in çabası ile 1898 senesinde 5.000 küsür lira harcanarak yaptırılmıştır.”

Belediye teşkilatı (Daire-i Belediye) 1867 yılında Vali Hurşit Paşa tarafından kurulmuş ve kurulduğu dönemlerde başka binalarda çalışılmıştır. Edirne'de belediye teşkilatı kurulmadan önce belediye işleri Kadı, Yeniçeri ve İhtisab ağaları tarafından yürütülmekteydi. Edirne'de ilk belediye başkanının kim olduğu bilinmemekle birlikte H.1287 - M.1870 tarihli ilk Edirne Salnamesinde Belediye Başkanı Hayri Efendi olarak gösterilmiştir.

Edirne Belediyesi ilk kurulduğunda, şimdiki tümen binasının yerindeki Halil Paşa ve Gümrük binasının bir kaç odasında faaliyetlerini sürdürmekteydi. Daha sonraları 1898 de başkan seçilen Cezzar Dilaver Bey ilk iş olarak Belediye binası yaptırmayı düşünmüş ve uygulamaya koymuştur. Bu binanın, Paris Belediyesinin küçültülmüşü olduğu söylenir.

Altlı üstlü birer büyük salon ile 10 odadan ibaret Belediye binasının yapımı sırasında maddi sıkıntılar yaşandığı için şehir zenginlerinden yardım istenmiştir. Salname usulü herkesten varlığına göre para alınmak suretiyle inşaatına başlanılmış ve 1900 yılında hizmete açılmıştır. Dilaverbey binanın tefrişini de verilen baloda elde edilen parayla yapmıştır. Dilaver Bey’in sanata karşı özel ilgisinden dolayı ünlü Türk ressamlarına tablolar yaptırarak belediye binasının duvarlarını bu tablolarla süslemiştir.

Türk hamaset tabloları yapan mektebi sanayi Müdürü Hasan Rıza Bey'in büyük tablolarını alarak hem odaları süslemiş hem de düşünüş yenilikleri getirmiştir. O günden bu güne seksen yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen tablolar estetiğini korumaktadır.

Bulgar istilasında bina belediye meclisi tarafından Bulgar Kralı Ferdinant’a “Kral Köşkü” olarak ayrılmış ve Belediye dairesi Sanat okuluna taşınmıştır.

1910 yılında Padişah Mehmed Reşat Edirne'ye geldiğinde ve Yunan işgali sırasında Kral Konstantin bu binada kalmışlardır. Ayrıca ATATÜRK Edirne'yi ziyaret ettiği 21-25 aralık 1930 tarihlerinde bu binada misafir edilmiştir. Atatürk’ün kaldığı oda, Belediyece 21 Aralık 1978 günü Atatürk odası olarak düzenlenmiş ve hizmete açılmıştır. Oda aynen korunarak, o güne ait resim, eşya ve Atatürk'ün Edirne'ye gelişi ile ilgili fotoğrafları sergilenmektedir.

“1911 tarihinden sonra yanındaki evler ve önündeki dükkanlar kamulaştırılarak yıktırılmış ve batı yönündeki bahçe genişletilerek bahçeye sağlık müdürlüğü binası yapılmıştır.”

Karaağaç Gar Binası

Günümüzde Trakya Üniversitesi Rektörlüğü olarak hizmet veren bina, Mimar Kemalettin Bey tarafından Sirkeci Gar Binası örnek alınarak 1913-1914 yıllarında inşa edilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunda 19. yüzyıl sonlarında yapımına girişilen, ancak çeşitli nedenlerle sonuçlanması geciken Rumeli Demiryolları güzergâhındaki önemli kentler için yaptırılan istasyon binaları, ilk kez İstanbul’da, Alman mimar August Jachmund tarafından gerçekleştirilen Sirkeci Garı’nı örnek alan bir topoloji oluşturmuşlardır. Bu örneğe göre gar binaları, hemen her zaman, tren hattına paralel, ince, uzun bir yapı olarak planlanmışlardır.

Filibe ve Edirne istasyonlarının tasarımını gerçekleştiren Mimar Kemalettin Bey’in Filibe Garı’nın tasarımında gösterdiği başarı, Şark Demiryolları Şirketi’nce kendisine Edirne Garlarının da ısmarlanmasına neden olmuştur. Selanik Garı, temelleri atıldıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yarım kalmış, Edirne Garı ise bitirildiği halde savaştan sonra demiryolu güzergâhı değiştirildiği için hiç kullanılmamıştır.

Edirne’nin yaklaşık beş kilometre güneybatısındaki Karaağaç Köyü’nün demiryolunun kuzey kenarında, hatta paralel olarak inşa edilmiştir. Binanın tasarımının muhtemelen 1912’de yapıldığı, inşaatının ise 1913-1914 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir. Gar 1914’deki Birinci Dünya Savaşı nedeniyle kullanıma açılamamıştır.

Savaş sonunda Osmanlıların Balkan topraklarını büyük ölçüde yitirmeleri nedeniyle, Rumeli Demiryolları’nın ancak 337 km’lik bir bölümü Türk sınırları içinde kalmış, bu arada Yunan toprakları içine doğru giren Karaağaç’taki Edirne Garı’na ulaşabilmek için Yunan sınırını geçmek zorunluluğu doğmuştur. Bu nedenle, 1929 yılında Şark Demiryolları Şirketi ile Alpullu’dan Edirne’ye kadar yalnız Türk topraklarından geçecek yeni bir hattın yapımı için anlaşmaya varılmışsa da, bu hat ancak çok yıllar sonra TCDD tarafından gerçekleştirilmiş, böylece eski Edirne Garı, tamamen terkedilmiştir.

Türk-Yunan sınırına çok yakın bir konumda bulunan gar bir süre boş durduktan sonra, 1974 yılı Kıbrıs olayları sırasında bir ileri karakol görevi yapmış, 1977 yılında da yeni kurulan ve bugünkü Trakya Üniversitesi’nin nüvesini oluşturan Edirne Mühendislik ve Mimarlık Akademisine verilmiştir. Onarılıp içi yeniden düzenlenen bina, bugün Trakya Üniversitesi Rektörlüğü olarak hizmet vermektedir.

Sanat Okulu Binası

Osmanlı-Rus Savaşı'nda yetim kalan çocuklar için Islahane olarak yaptırılan bina, Vali Abdurrahman Paşa tarafından tekrar yaptırılarak okula dönüştürülmüştür.

1877 Osmanlı Rus Savaşı, sonrasında kimsesiz kalan kız ve erkek öğrencileri sefaletten kurtarmak amacıyla; 1878 yılı başlarında Horozlu Bayırı'nda, Hoca İvaz Medresesi'nde, Vali Rauf Paşa tarafından İslahane adı ile kurulmuştur. 1882 yılında, Vali Kadri Paşa döneminde, okul gelişmiş ve "Melesi Eytam" adını almıştır.

Valide çeşmesi üstündeki mermer levhada yazılı (Kasr-ı şâhi ki mukabildir ona cennet veş) mısrasından nakledildiğine göre, Kasr-ı Hûmayun, saraya ait kasırlardan birinin arazisi üzerine yapıldığı anlaşılmaktadır.Bu köşk, Mamak kasrı (köşkü) olacaktır. Abdurrahman Nureddin paşanın valiliği sırasında bu husus göz önüne alınarak padişaha yaraşır bir duruma getirilmesine karar verilmiştir.

Bu karar ilgili olduğu yerlere duyurmakla beraber, önce düzenlenmiş olan plan ve keşfi gereğince 1894 (H.1312) senesi Şevvali'nin on üçüncü gününe rastlayan 1893 (H.1311) Mart’ının 27. Pazartesi günü kurbanlar kesilerek adı geçen okulun yıkılması ile arsası üzerine Vali paşanın yeni okulun temeli atılmıştır. 1896 (H.1314) Rebiyül Evveli'nin 22. gününe rastlayan 1894 (H.1312) Ağustosunun 19. Pazar ertesi günü (ki bu tarih padişahın tahta çıkış tarihine rastlar) açılış töreni yapılmıştır.

İki katlı olarak yaptırılır ve okula Sanayi Hamidiye adı verilir. Günümüzde Endüstri Meslek Lisesi olarak hizmet vermektedir. En ünlü müdürü ise 26 Mart 1913 'te Bulgarlar tarafından öldürülen Şehit Ressam Hasan Rıza Bey’dir.

İnönü İlkokulu Binası

Musevi cemmati tarafından, 1905 yılında, cemaat mensuplarının devam ettiği, Alyans okulu olarak yaptırılan bina Cumhuriyet döneminde Milli Eğitim Müdürlüğüne devredilmiştir.

1903 yılında meydana gelen ve özellikle Kaleiçi semtinde çok büyük zarar yol açan büyük yangında, Musevi cemaati, bir çok ev ve işyerlerinin yanısıra, 10dan fazla havrasını ve okullarını yitirmişlerdi. Kale içindeki "Büyük Sinagog" ve şu anda İnönü İlkokulu yerinde bulunan (Alliance İsrailite) alyans okulu kısa bir süe içerisinde bitirildi. 1905 yılında hem sinagog hem de okul binası hizmete açıldı.

Okul binası Musevi Cemaatinin kullanımı için, Paris'te ikamet eden zengin bir Musevi tarafından yaptırılarak Edirne Musevi Cemaatine armağan edildi. Binada önce Alyan Musevi Okulu sonra Türk Musevi Okulu öğretim vermiş; 1939 yılında lağvedilmiştir. 1940 yılında askeri hastane olmuştur. Musevi Cemaati binayı karşılıksız olarak orduya tahsis etmiştir. 1942'den sonra bina iki yol boş kalmış ve 1943-44 yılında da Milli Eğitim Müdürlüğüne devredilmiştir.

İstiklal İlkokulu Binası

Vali Hacı Adil Bey tarafından yaptırılan bina, bir çok amaçla kullanılmış ve en sonunda okul binası olarak kullanılmıştır.

Kaleiçi'ndeki bu okulun binası, Edirne Valilerinden Hacı Adil Bey tarafından, eski Seriye Mahkemesi arsasına 1909 yılında yaptırılmıştır. Bir yıl sonra, İttihat Terakki Darüleytamı olarak çalışmaya başlamış; Balkan Savaşı öncesinde bir süre için Emniyet Müdürlüğüne terk edilmiş, 1913 Bulgar işgaline kadar öğretime ara verilmiştir.

1914'te yeniden eğitime başlayan okul, 1918 yılına kadar hizmet vermiş; 1919'da ise Trakya Paşaeli Cemiyeti Erkanı Harbiyesi'nin karargahı olarak kullanılmıştır. Yunanlar Edirne'yi işgal ettiklerinde, binayı, banka olarak kullanmışlardır.

Aynı bina; 1923'te Kız Orta Mektebi olarak açılmış ve 1924'te Gazi Paşa İlk Mektebi burada öğretime başlamış, 1927'de ise Maarif Emaneti buraya taşınmıştı. 1927 Eylül'ünde Gazi, Yusuf Hoca ve Üç Şerefeli okulları birleştirilerek okula İstiklal adı verilmiştir.

İstiklal İlkokulu bu ad ile öğretimine Selimiye Okulu binasında ve Halkevi yapısında çalışmaya devam etmiştir. 1929-30 ders yılında Maarif Müdürlüğünün Maarif Emaneti olarak kullandığı bu binayı terk ederek Hükümet konağına taşınınca, Halkevinde bulunan İstiklal İlkokulu şimdiki binasına yerleşmiştir.

Zorlutuna adıyla bilinen Dertli Mustafa Bey`in Konağı...

Bulgar çeteciler tarafından 20'li yaşlarında kaçırılarak öldürülen Dertli Mustafa bey'in oğlu Hacı Nuri için ağıtların yakıldığı günlerin de yakın tanığı durumundaki binanın bahçesi Sittişah Camii önlerine kadar inmekteydi.

Günümüzde Zorlutuna Konağı olarak bilinen Dertli Mustafa Bey’in Konağı, Kadirhane sokağı üzerindedir ve iki katlıdır.

Haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İzbenin dört köşesinde birer oda bulunur.

Birinci katta 7 oda, üç büyük salon, iki tuvalet ve alttan ısıtmalı yanar hamam yer alır. Binanın ikinci katında da benzer odalar vardır ve hepsi sekizer köşelidir. Birinci kattan ikinci kata son derece güzel bir merdivenle çıkılır. Bu merdiven binanın selamlık kısmında yer almaktadır. Haremlik kısmındaki merdiven ise özelliği bulunmayan ve bilinen merdivenler grubundadır.

Odaların tavanları değişik şekillerdedir. Güneye bakan cephedeki iki kata ait iki salon da odalarda görüldüğü gibi sekiz köşelidir. Haremlik tarafındaki yan bahçe yüksek duvarlarla çevrilidir. Zemin kayan taşı döşenmiştir. Aradan dar ve taş bir merdivenle alt bahçeye inilir. Binanın ön tarafı bütünüyle bahçe durumundadır.

Kadirhane sokağından binanın haremlik ve selamlık kısmına büyük porda kapılardan girilir. İtalyan mimarisi tarzındaki bu binanm son sahipleri rahmetli öğretmen Salih Zorlutuna ve sayın emekli öğretmen Sadiye Zorlutuna'dır.

Direncin sembolü: Edirne Saat Kulesi

Ahşaptan yapıldı, yangında kül oldu... Bu sefer taş ve tuğladan yeniden yapıldı, depremde hasar gördü, direndi. En sonunda yıkılma riski taşıyor ve şehrin silüetinde "görüntüyü bozuyor" diye dinamitle havaya uçuruldu...

Edirne Kalesi’nin dört büyük burcundan Üç Şerefeli Camii'nin yakınındaki "Makedonya Kulesi" adı verilen burç üzerine inşa edilerek. "Yangın Kulesi", "Saatli Kule", "Memleket Saati" gibi isimlerle anılan kule, Vali Hacı İzzet Paşa tarafından 1884'de ahşap olarak yaptırıldı. Kulenin 400 TL tutan yapım masrafı, dönemin belediye bütçesinden karşılanmıştı.

Burcun üzeri demir parmaklıklarla çevrilerek, aşağıdan yukarıya doğru daralarak inşa edilen 4 katlı ahşap yapının her katına aydınlatma pencereleri vardı. Son katta dört yana bakan saat kadranları vardı. Fransa'ya ısmarlanan saati ancak iki yıl sonra yerine monte edildi.

Bir süre sonra yangında harap olan Saat Kulesi, 1894'de bu defa taş ve tuğladan yeniden yapıldı. Sekizgen bir plan üzerindeki kulenin yüksekliği 48 metreydi. Kulenin planı Edirne Belediye Mühendisi Avadis Efendi tarafından düzenlenerek, Mart 1303’de (1887) inşaatına başlandı ve Aralık 1309'da (1893) bitirildi.

Edirne Saat Kulesi, Osmanlı Saat kuleleri içinde Neo klasik mimarisi ile dikkati çekmiştir. Kulenin saati, 1926 yılında Mustafa Şem'i Pak tarafından yenilendi fakat 1953 yılında kule depremde hasar gördü. Kulenin akıbeti ise Vatan gazetesinin 23.1.1952 günlü sayısında çıkan bir yazı ile belirleniyordu.

Rezzan ve Ahmet Emin Yalman imzalı yazıda şu satırlar yer aldı:

"Edirne'deki bütün bu güzellikler arasında göze çirkin görünen bir eser de vardır. Bu da Edirne'nin saat kulesidir. Bizans Devrinde inşa edilmiş olan bir sur üzerine 80 yıl önce yapılmış olan bu kule, bütün o harikulade sanat abideleri arasında göze batan bir zevksizlik numunesidir".

Bu yayın sonrası Edirne Belediyesi İstanbul Teknik Üniversitesi'nden yıkıma dair bir rapor istedi, hazırlanan raporda 3 husus ifade ediliyordu:

1.Edirne saat Kulesi tarihi abidelerimizin yakınındadır. Bu abideler uzak tesirli kubbeler ve ince şakuli minareleri ile kuvvetli tesire sahiptir. Saat Kulesi ise yeni açılan Avrupa yolundan kente girişte minare siluetleri ile karışmakta, çirkin görünüşü ile minarelerin etkisini öldürmektedir.

2.Kulenin alt kısmı bir Bizans duvarı kabul edilen bölüme önce ahşap sonra kagir olarak yaptırılmış gerek nispet gerekse malzeme ve renkleri bakımından sanat değeri taşımamaktadır.

3.Halen kısmen yıkılmış olan kulenin tamirinin az bir masrafla mümkün olmayacağı kanaatindeyiz. Kulenin yıkılmasında hiçbir mahsur bulunmadığı ve bilakis isabet olacağını saygı ile arz ederiz.

İstanbul Teknik Üniversitesinin Edirne Saat Kulesi için hazırladığı bu rapordan sonra Belediye Reisi Sabahattin Parsoy tarafından 6 Temmuz 1953'de dinamitlenerek yıktırıldı.

Böylece XIX. yüzyıl sonlarının Edirne'ye özgü bu karakteristik yapısı, yerle bir edilmiş oldu ve adeta terk edilmiş gibi zamanla bugünkü halini aldı.

Kategori: Edirne