Tarihi Köyler

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
UçmakdereTekirdağ ilinde 1876’dan önce 142 Türk köyü ve 45 Rum köyü vardı. Bugün Tekirdağ ili köy ve çiftlik adlarının yüzlercesi eski Yörük boy, oymak ve obalarının adını taşımaktadır. Anadolu’nun dört bir bucağından gelen çok sayıda Türkler Osmanlı Devletinin kuruluş devrinde Tekirdağ ili topraklarına gelip yerleşmiş olduklarından bugünkü köy, çiftlik adlarımızın arasında Oğuzlar’a, Oğuzlar’ın ana dallarından Avşarlar’a ve Beydililer’e, Danişmentliler’e, Dulkadirliler’e veya Bozoklar’a, Karamanlılar’a, Saruhanlılar’a, Aydın ve Karesi Oğulları’na, suriye ve İran Yörüklerine ait olanlar çoktur.
Bunlara birkaç örnek verelim:

Avşarlar’dan: Gündüzlü,İnanlı, kılıçlı

Beydililer’den: Karaçalı (Karacalu), güneşli (Güneçli), Ulaçlu (Ulaş)

Danişmentliler’den: (Karasi oğulları):Danişment, hacılar, Kaşıkçı Dulkadir veya

Bozoklar’dan: Yuva,Çanakçılı, sırınsıllı (Sırınsı)

Karaman Oğulların’dan: Davudlu,Şerefli, karacagür (Karacakürt)

Saruhanlılar’dan: Doğucalu, Deliler, Karahalil, Kuyucu, Sarılar

Suriye Yörüklerinden: Araplı, Demirli, Güveçli, Kadı, Sofu

İran Yörüklerinden: Bayramşah, kazancı, salık (Sağlık)

Oğuzlardan: Kayı ve Karaevli

Gün Han;Yazır, Ay Han; Avşar, yıldız Han; Kınık, Deniz Han kolundandır.

OĞUZLAR
BOZOKLAR
ÜÇOKLAR
GÜN HAN
AY-HAN
YILDIZHAN
GÖK HAN
DAĞ HAN
DENİZ HAN
1-Kayı
2-Bayat
3-Alkaevli
4-Karaevli
1-Yazır
2-Döğer
3-Dodurga
4-Yaparlı
1-Avşar
2-Kızık
3-Beğdili
4-Kargın
1-Bayındır
2-Peçenek
3-Çavundur
4-Çepni
1-Salur
2-Eymür
3-Alayundlu
4-Yüredir
1-İğdir
2-Büğdüz
3-Yıva
4-Kınık

Ayrıca Gündüzlü, Osmanlı, Danişment, Çavuş gibi muhtelif Oğuz oymaklarının Birleşmesinden doğan yeni boyların adlarını taşıyan eski Türk köyleri de vardır.

Sultan Orhan’ın ve I.Murat’ın komutanlarından bazıları da adlarını köylerimize bırakmışlardır. Kutlubey, İnebey, İnecikbey, Doğuca, Balaban, Kara Demirtaş, İlyas Bey, Müstecep Subaşı, Sarıca Paşa, Ahmet Çavuş, Kara Mukbil, Paşa Yiğit, Pazarlı Doğan, Firuzbey, Kutluboğa, Ahmet Bey, Sevindik, Balaban ve Paşa Yiğit Rumeliye ilk geçen komutanlardandır. Bu adlar “köy” adı olduğu zaman sonlarına -li, -lı ekleri gelmiştir.

Bundan başka Müsellim ve Seymenli adlarında iki köy vardır ki, Müsellim; yol, köprü, siper, tamir ve inşaatı için savaşta toplanan askerdir. Seymen yeniçeri ortalarının ayrıldığı üç kümeden biridir.

Yine Ağaçalı köyünün de aslen önemli bir Oğuz boyu olan (Ağaç eri)olması Rumeli’ye geçen bu boy tarafından kurulması muhtemeldir.

Bunlar gösteriyor ki ilde kurulan yerleşim birimlerinin isimleri eski Türk boyları ve kahramanlarının birer hatırasıdır.

OĞUZLAR BOZOKLAR ÜÇOKLAR

1876 yılı Tekirdağ ve ülkemiz için bir dönemeçtir. Osmanlı İmparatorluğu Ruslara karşı büyük bir yenilgiye uğramış, Balkanlardaki geniş topraklardan çekilmek zorunda kalınmıştır. Bunun üzerine Bulgaristan’dan binlerce Türk Tekirdağ’a göçmüş ve 1876’dan sonra ilde birçok köy kurulmuştur. Osmanlılar devrinde ilin aldığı en büyük göç budur. Bulgaristan göçmenleri o vakte kadar hemen hemen bomboş olan Saray ilçesine 24 köy kurarak canlandırdılar.

Mesela Bulgaristan Servi kasabası halkı Kaşıkçı, Kazandere, Ferhadanlı, Sağlamtaş (Bukurova), Çerkezköy, Servi adlarında; Lofçalılar, Danişmend ve Kadriye adlarında iki köy kurdular. Malkara’nın Sarıyer köyü hicri 1276’da Kazanlı Türkler tarafından kurulmuştur. Fakat 1876’da Rusların katliamına uğradılar. Ve yerlerini Bulgaristan göçmenleri doldurdu. Çorlu’nun Şahbaz, Yakuplu, Saray’ın Büyük Manika, Tatarlı, Sahra Hayrabolu’nun Emiryakup köylerini Kırım Türkleri (Tatarları), Çerkezköy ve Dambaslar'ı Çerkezler kurdu. Cumhuriyet devrinde hepsi Çorlu’da bulunan 12 göçmen köyü daha kuruldu.

Atatürk ve Tekirdağ

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

TEKİRDAĞ'A İLK GELİŞLERİ VE 19 FIRKA'NIN KURULUŞU

Atatürk Tekirdağ'da Mustafa Kemal, 28 Temmuz 1914'te başlayan Birinci Dünya savaşında Sofya'da Ateşemiliter olarak bulunuyordu. 2 Ağustos'ta Osmanlı Devleti ve Almanya arasında bir anlaşma imzalanmış ve 29 Ekim 1914'te Osmanlı Devleti müttefikleri Almanya ve Avusturya ile aynı safta I.Dünya savaşına fiilen katılmıştı. I.Dünya Savaşına katılmasıyla birlikte Sofya'da bulunan Yarbay Mustafa Kemal'e Harbiye Nazır vekilliğinden bir telgraf ulaştı. Yarbay Mustafa Kemal'e "19.fırka kumandanlığına tayin buyuruldunuz, hemen İstanbul'a hareket ediniz." Mustafa Kemal İstanbul'a gelerek Sarıkamış harekatından yeni dönen başkomutan vekili Enver Paşa ile görüşür. 19 fırkanın hangi kolordu ve ordunun emrinde olduğunu sorar. Aldığı cevap Genel Kurmay ile görüşünüz olur. Genel Kurmaya giden Mustafa Kemal böyle bir fırkanın mevcudiyetinden haberdar kimseyi bulamaz. Bundan sonra Liman Fon Sanders'le görüşerek fırkanın Tekirdağ'da henüz kuruluş aşamasında olduğunu öğrenerek Tekirdağ'a hareket etti.

MUSTAFA KEMAL TEKİRDAĞ'DA

Atatürk Tekirdağ'daYarbay Mustafa Kemal, beraberinde emir subayı ve emrine verilmiş olan Çerkeşli Hasan Çavuş'un mangasını alarak 2 Şubat 1915 günü Tekirdağ'ına geldi. Mustafa Kemal ve yaveri Tekirdağ'da ilk gecesini Ortacami Mahallesi Yunus Bey Caddesinde Bahriyeli Salih Bey'in evinde geçirdi. Atatürk Tekirdağ'da kaldığı müddetçe Askerlik şubesi yolu üzerindeki Musava kahveleri başlıca uğrak yerlerindendi. 19.Fırka'nın tamamlanması 25 Şubat'a kadar sürdü. Fırka bugün Göğüs Hastalıkları Hastanesinin bulunduğu yerde "Sahil Kışlası" nda kuruldu. Yarbay Mustafa Kemal 19.Fırkanın kuruluşunda çok sıkıntı çekti.

Çünkü bir yandan Çanakkale savaşı devam ediyor, bir yandan her gün yüzlerce şehit ve gazi Tekirdağ'a getiriliyordu. Buna rağmen memleketin içinde bulunduğu zor durum karşısında Tekirdağ, Malkara, Çorlu, Hayrabolu'dan toplanan ve bir kısmı da depo alaylarından temin edilen 891 kişilik 57, 72, 77. alaylar kurulmuş oldu. Mustafa Kemal bu süre zarfında, kolordu Caddesi üzerinde o zamanlar Fitnat Hanım Konağı diye bilinen ve mülkiyeti Salih Zeki Bey'e ait olan ahşap evde (otelde ) kalmıştır.

Evin son sahipleri Münir ve Hüseyin Soyuer'dir. Daha sonra yıktırılıp yerine yenisi inşa edilen bina Yahya Soyuer apartmanıdır. 25 Şubat'ta kurulması tamamlanan 19.Fırka, ardından gelen bir emirle Maydos'a (Eceabat) geçti. Mustafa Kemal Eceabat'ta emrine verilen yeni birliklerle beraber, Ece limanı, Morto Koyu, Arıburnu, Anafartalar ve civarını içine alan bir sahanın komutanı oldu. Tekirdağ'da kurulan 19.Fırkanın ve O'nun yüce, eşsiz komutanı Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale Savaşlarında göstermiş oldukları kahramanlıkları kim unutabilir? Yada 57.Alay'ın hepsinin şehitlik makamına ulaşmalarını? Mustafa Kemal'i dünyaya tanıtan, tarih sayfalarına geçiren, İstanbul'un müttefiklerce işgalini önleyen 19.Fırka'yı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz.

VE CUMHURİYET

Bundan sonra yıllar yılları kovalamış koca bir imparatorluğun yok oluşundan sonra Cumhuriyet ilan edilmiş, Cumhuriyetin ilanından sonra 18 Ağustos 1926 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Çankaya'da Tekirdağ Heyetini kabullerinde şöyle seslenir: "Trakya'nın sevimli ve güzel parçası olan Tekirdağ'ın bende ayrı ve tatlı bir hatırası saklıdır. Umumi harp esnasında 19.Tümen Komutanlığı'nı Tekirdağ'da üzerime almış ve tümeni orada oluşturmuştum. Bu tümeni teşkil etmekliğim Maydos (Eceabat), Arıburnu ve Anafartalar'daki askeri çalışmalarımın esasını oluşturmuştur.

Yüksek heyetinizle görüşmek suretiyle bu hatırayı canlandırdığınızdan sizlere ayrıca teşekkür eder ve muhterem Tekirdağ halkına hürmet ve selamlarımın ulaştırılmasını rica ile en kısa zamanda ziyaretlerine geleceğimi bildiririm."

HARF İNKILABI

Mustafa Kemal, 1928 yılı Ağustos ayının sekizini dokuzuna bağlayan perşembe gecesi İstanbul'da Sarayburnu (Gülhane ) parkında halkında katıldığı bir eğlencede gösterileri bir süre izledikten sonra ayağa kalktı ve Harf Devrimi'nin başladığını müjdeleyen nutkunu söyledi. "Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel, ahenkdar, zengin lisanımız, yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir." Gazi Mustafa Kemal bu sözlerinden sonra duygu ve düşüncelerini yeni harflerle bir kağıda yazarak Fatih Rıfkı ATAY'a okuttu. "Çok lüzumlu bir iş daha vardır. Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmelidir. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanperverlik, milliyetperverlik vazifesi biliniz."

Bu arada Gazi, yeni Türk harflerini tanıtıp öğretmek ve halkın bu konudaki düşüncelerini görmek amacıyla yurt gezilerine çıkar.

VE İLK DURAK TEKİRDAĞ (23 Ağustos 1928-Perşembe Saat:11.45 )

Gazi Mustafa Kemal, beraberinde Dahiliye Vekili Şükrü Kaya ve milletvekillerinden Salih, Fatih Rıfkı, Ruşen Eşref, Recep Zühtü, Başyaver Rusuhi ve Denizyolları Genel Müdürü Sadullah Bey olduğu halde sabah saat beşbuçukta Ertuğrul Yatı ile Tekirdağ'a geldi. Saat 11.15'te karaya çıkan Gazi, iskelede halkın candan tezahüratı ile karşılandı. İskeleden otomobile binen Gazi, yol boyunca kendisini beklemekte olan Tekirdağ'lıların alkışları, sevinç çığlıkları arasında 11.30'da Hükümet Konağına gelen Mustafa Kemal bir süre Vali Arif Hikmet Bey'in odasında dinlendi. Bu sırada salonlarda, koridorlarda memur ve halktan büyük bir kalabalık vardı. Gazi, vali odasına bitişik Meclis Umumi Salonuna geçti.

Salonda ortaya bir kara tahta konmuştu. Ata sevgili milletine Başöğretmenlik yapacaktır. Reisi cumhur hazretleri orada bulunanların yeni Türk yazısını bilip bilmediklerini sordu. Kalabalıktan, "Öğrendik … Öğreniyoruz." sesleri geldi. Gazi, bundan sonra tarihi öğretmenliğe başladı. İlk olarak tahtaya çağırdığı kişiye yeni yazı ile bir cümle yazmasını söyledi. Sıra Vali Arif Hikmet Bey'dedir. Gazi, imlâsı bakımından o günler için zor sayılan kelimelerden "Jandarma" ve "Zerdali" kelimelerini Valiye yazdırdı.

Memurlardan bir çoğunu tahta başına davet ederek yazdı, yazdırdı. Açıklama ve teşviklerde bulundu. Bu ara bir odacının yeni harfleri son derece süratle okuyup yazdığını görmek, Gazi'yi çok sevindirdi. "Barbaros" kelimesini yazdırdığı ve okuttuğu odacı Hamdi Efendi'ye baktı, gülümsedi ve arkasını sıvazladı. Hükümet Konağı'ndan saat 13.30'da ayrıldı.

TEKİRDAĞ BELEDİYESİNİ ZİYARET

Gazi Hazretlerinin ikinci ziyareti Belediye Reisliğine oldu. Burada kaldığı beş on dakikada yine yeni yazının öğrenilmesi hakkında fikirlerini söyledi. Bu arada Ekrem Pekel'in yerine Belediye Reis Vekili olan Ziya (Şıra) Bey'e dairenin temizlik ve düzeninden dolayı teşekkür ederek tebrik etti.

TEKİRDAĞ ZABİTAN YURDU'NDA (ORDUEVİ )

Atatürk Tekirdağ'daBelediye'den çıkılınca Tekirdağlıların alkış ve sevgi gösterileri arasında zabitan Yurdu'na gelindi. Gazi, liva Kumandanına yeni yazı ile şunları yazdırdı: "Zabitan Yurdu'nda Liva Kumandanı Beyefendi''ye yazdırılmıştır. Bugün Tekirdağ'ında bulunan zabit arkadaşlarımı ziyaretten çok memnun oldum. Bu memnuniyetimi burada hazır bulunmayanlara da lütfen söyleyiniz. Yeni Türk harflerini bütün muhitlerine serian öğretmenlerini kendilerinden hasseten rica ve talep ederim." Zabitan Yurdu'ndan çıkınca halk arasında zorlukla açılan dar yoldan yürüdü, Ekrem Pekel'in eczanesi önünde durdu, etrafına bakındı.

Zabitan Yurdu basamağında beyaz sarığı ile gözüne çarpan Eski Cami imamı ve Müftü Vekili Mevlâna Mustafa (Özeren) Efendi'yi çağırarak birlikte içeri girdiler. Mevlana Mustafa'nın yanında bulunan oğlu İrfan (Özeren) bu anı şöyle anlatıyor: "Gazi geldi. Kalabalık arasında babamı yanına çağırdı ve beraberce yol üzerindeki eczaneye girdiler. Eczanede benim babamla beraber Muhterem Bey ve Yeniceli Mehmet Efendi bulunuyordu. Hepimiz heyecanlandık. Gazi, ısrarla babamı bir iskemleye oturttu.

Kendisi de orada bulunan masanın yanına yaslanarak kağıt kalem istedi. Gazi ile babam arasında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum:

"-Hoca Efendi, yeni yazı biliyor musun?"

"-Bilmiyorum."

"-Eski yazıyı ne kadar zamanda öğrendiniz?"

"-Epey uzun zamanda."

"-Yanlışsız eski harflerle yazmak kolay mı?"

"-Yanlışsız yazmak pek kolay değil."

Gazi, hoca'nın eline bir kalem ile iki yapraklı büyük bir eseri cedid kağıdı tutuşturdu ve Arap harfleri ile şu sureyi yazdırdı: "Vettini, vezzeytuni ve turi sinine vehazel beledil emin lekat halaknel ınsanı fi ahseni takvim sümme …" Söylenen sureyi büyük bir dikkatle kağıda yazan Hoca Mevlana Mustafa, sonunda ne olacağını kestirmeye çalışırken Gazi:

"-Hocam, ben bu yazdıklarını (Valtin, valtizon) diye de okuyabilirim, buna ne dersin?" diye sordu.

Mevlâna Mustafa:

"-Efendim, bunun üstünde üstünü var, esresi var,şeddesi var, meddi var; bunları koyduğumuz zaman aslı gibi okunur." cevabını verdi.

Bunun üzerine Gazi kalemi eline aldı ve Hocanın yazısının altına bir çizgi çekerek aynı sureyi yeni Türk harfleriyle yazdı ve yanındakilere okuttu. Arapça bilen bilmeyen herkes yazıyı aynı şekilde okudu.

Gazi:

"-Görüyorsun ya Hocam, bu harflerin şeddesi meddesi yoktur. Hem bak, bu harflerle ne kadar kolaylıkla ve yanlışsız okunuyor. İşte biz bunu düşünerek ve Garp asarını da kolaylıkla öğrenmek, bütün cihana lisanımızı kolaylıkla öğretebilmek için Latin harflerini kabul ediyoruz. Buna ne dersiniz?" dedi. Hoca:

"-Çok güzel efendim, çok güzel, diyecek birşey yok. Allah muvaffak etsin." cevabını verdi. Gazi, kendi el yazısı bulunan kağıdı Mevlâna Mustafa (Özeren) Hoca'ya uzattı:

"-Bu kağıt sende kalsın bir hatıram olsun. Yeni harfleri öğren ve herkesi öğrenmeye teşvik et, bir daha gelişimde seni böyle göreyim." dedi ve yanındakilerle dışarı çıktı.

TEKİRDAĞ'DAN AYRILIŞ

Büyük kurtarıcı, eczanenin az ilerisinde bekleyen bir otomobille yanına Dahiliye Vekili Şükrü Kaya'yı da alarak şehirde kısa bir gezinti yaptı ve saat 15.00'te iskeleye geldi. Tekirdağ'lıların sevgi gösterileri arasında Ertuğrul Yatına geçti. Ertuğrul Yatı saat 15.25'te İstanbul'a hareket etti.

GAZİ'NİN TEKİRDAĞ GEZİSİ HAKKINDA ANADOLU AJANSI'NA DEMECİ

Atatürk'ü getiren Ertuğrul Yatı, saat 20.00 dolayında İstanbul Limanına girdi. Büyükada'ya geldi ve gece saat dört buçuğa kadar Yat Kulüp'te kalarak daha sonra Boğaz içine bir gezinti yaptıktan sonra Dolmabahçe Sarayı'na döndü. Gazi Mustafa Kemal, Tekirdağ'dan döner dönmez aynı gün Anadolu Ajansı'na şu demeci verir:

"İlk Fırka Kumandanı olduğum Tekirdağ'ı 14 sene sonra ziyaret edebildim. Bundan çok memnun ve mütehassisim. Fakat, daha çok memnun ve münşerih olduğum nokta şudur: Tekirdağ'lı vatandaşlarım daha şimdiden Türk harfleri ile yazıp okumayı hemen öğrenmişlerdir diyebilirim. Memurların kaffesini bizzat imtihan ettim. Sokaklarda ve dükkanlarda halk ile temrinler yaptık. Arap harfleri ile hiç yazmak, okumak bilmeyenlerin Türk harfleri ile derhal ünsiyet etmiş olduklarını gördüm. Henüz ortada salahiyettar makamatın tasdikinden geçmiş bir rehber olmadan, henüz millet muallimleri delalet faaliyetine geçmeden koca Türk Milleti'nin hayırlı olduğuna kanaat getirdiği bu yazı meselesinde bu kadar yüksek şuur ve intikal ve bilhassa istical göstermekte olduğunu görmek benim için cidden büyük, ama çok büyük saadettir.

Bu husus elbette ağyar için mucibi hayret olacaktır. Az zaman sonra, yeni Türk harfleri ile, gözler kamaştırıcı Türk manevi inkişafının vasıl olabileceği kudret ve itibarın, beynelmilel seviyesini, gözlerimi kapayarak şimdiden o kadar parlak görüyorum ki, bu manzara beni gaşyediyor. Ben yalnız bu gün Tekirdağ'lılarda sezdiğim ruh ve hissi halete, yalnız buna dahi istinaden kat'i olarak beyan edebilirim ki, bütün Türk Milleti bu mesele de benim gördüğümü, benim hissettiğimi aynen görmekte ve hissetmektedir. Bu kadar hassas veşuurlu olan Türk Milleti, kendinin refahına, itilâsına binlerce senelerden beri haylulet edegelmekte olduğunu artık temyiz eylediği bütün maddi ve manevi manileri muhakkaka parça parça ederek ortadan kaldıracaktır. Bunda artık şüpheye mahal yoktur. Dimağını, vicdanını bu kadar azim ve kat'iyetle temizlemeğe karar vermiş olan büyük milletimin istikbalini tasavvur etmek hiçte güç değildir.

Atatürk, Tekirdağ'a yaptığı bu geziden sonra birkaç kez il sınırları içinde bulunan ilçelere uğramıştır.

ATATÜRK MURATLI'DA

Muratlı Atatürk Evi Muratlı, 1936 yılında şirin bir nahiye merkezi olup idari bakımdan Çorlu ilçesine bağlıdır. Bu sıralarda Tekirdağ ve çevresine Romanya'dan gelen göçmenlere örnek köyler yapılmakta, evler uzun vadeli borç karşılığı göçmenlere verilmektedir. Trakya ve Tekirdağ'da örnek devlet çiftlikleri ve araştırma istasyonları kurulmaktadır.

Atatürk bütün bu yapılanları görmek ve incelemek üzere 3 Haziran 1936'da Trakya Genel Müfettişi Kazım Dirik'le birlikte İstanbul'dan Çorlu'ya gelmiş, orada Kolordu Komutanı Salih Omurtak ve Tekirdağ Valisi Haşim İşcan ile görüşerek Muratlı'ya gelerek yeni göçmen köyü inşaatını gezdi. Atatürk, bazı evlere girip muhacirlerle konuşmalarda bulundu. Onları dinledi. Atatürk uğradığı evlerden birinde, kucağında bir çocuk bulunan kör bir ihtiyar ve birde bunun karısı bulunuyordu. Atatürk'le köylü arasında şöyle bir konuşma oldu. Çocuk kimindir?

Kadın : "-Oğlumun."

Atatürk : "-Oğlun nerede?"

Kadın : "-Askerde efendim."

Atatürk : "-Anası nerede?"

Kadın : " -Hastaydı, sıhhiye memuru geldi. Burada tedavi olunmazmış, aldı Tekirdağ'da hastaneye götürdü."

Atatürk, köylü ile görüşmelerinden memnundu. Köyün her işi yerinde ve tam modern bir halde idi. Atatürk, bu arada Muratlı'da resmi daireleri gezdi, istasyon civarında ilk eve girdiler. Bu ev boyacı Mesut Usta'nın kayın biraderi ve iki göçmen kız kardeş oturuyorlardı. Kayınbirader Necati Doruk'tu. Kızlardan Rejven isimlisi Atatürk'e kahve ikram etti. Ev o günün şartlarına göre iyi döşenmişti. Atatürk memnun oldu. Kızım yaz dedi:

"Ey Bahtlı göçmen Unutma üç haziranı Konuk oldu evimize, Sevgi sundu hepimize." Atatürk'ün Muratlı'da ziyarette bulunduğu ev bugün korumaya alınıp Kültür Bakanlığınca 2000 yılı içerisinde kamulaştırılmış bulunmaktadır. Atatürk aynı gün özel treniyle İstanbul'a dönmüştür.

ATATÜRK VE BÜYÜK TRAKYA MANEVRALARI

Atatürk'ün Tekirdağ'ına en son gelişleri Büyük Trakya manevraları münasebetiyle olmuştur. Atatürk 16 Ağustos 1937 gecesini Çerkezköy'de geçirdiler. 17 Ağustos 1937 sabah 5.00 de uyandılar, 6.30'da trenden ayrılarak manevra sahasına hareket ettiler.

Kırmızı ve Mavi Kuvvetlerin harekatlarını yakından takip ettiler. 13.20'de Çerkezköy'den trenle Lüleburgaz'a hareket ettiler. Oradan Büyükkarıştıran bucağına gittiler. Gerekli incelemelerden sonra aynı gün saat 18.00'de Çorlu'da 3.Kolordu Karargahını ziyaret ettiler. 21.10'da Çorlu'dan Florya'ya hareket ettiler. Bu gezi Trakya ve Tekirdağ'a son gezileri oldu.

ATATÜRK VE TEKİRDAĞ TÜRK OCAĞI

Vatan kurtarılmış, Tekirdağ geri alınmıştı. Coşkun milliyet duyguları içinde Tekirdağ Türk Ocağı açılmıştır. (1 Eylül 1923) Bu münasebetle Atatürk'e Tekirdağ'lıların derin minnet ve şükran duyguları iletilerek bir fotoğrafı istenmişti. Atatürk imzalı fotoğrafı ile aşağıdaki yazıyı göndermiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Risayeti Hususi ANKARA 6/1312 10.09.1339

Tekfurdağ Türk Ocağı Riyasetine,

Ocağınızın küşad edildiğine dair olan mektubunuzu memnuniyetle aldım. Hakkımda gösterilen asar-ı muhabbet ve samimiyete teşekkür ederim. Arzunuz vechile bir kıta fotoğraf irsal kılınmıştır. Millet ve Memleketin taalisine matuf mesainizde muvaffakiyetinizi dilerim efendim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi

Başkumandan

Gazi Mustafa Kemal

Eski Çağlarda Tekirdağ

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Fetihler Ufku Tekirdağ

Tekirdağ Tekirdağ, Marmara Denizinin kuzey-batı kıyısında Trakya topraklarında yer alır. Coğrafi konumu sebebiyle stratejik önem taşıyan bir geçit bölgesidir. Şehir, kıyı çizgisinin doğu-batı doğrultusundan kuzey-güney doğrultusuna geçtiği yerde; yarım daire biçimli bir koy kenarında, kısmen vadi yamaçlarında kısmen de yalıyarlar üzerinde, birbirini izleyen basamaklar ile, doğu-batı ve kuzey kesimlere doğru, hızla yayılmış bulunmaktadır.

Tekirdağ, Türklerin eline geçtikten sonra (1357) Edirne'ye ve İstanbul'a yakınlığı yanında Avrupa'ya fetihlere giden ordunun sefer yolu üzerinde bulunması, önemini bir kat daha arttırmıştır. Yahya Kemal'in "Yol Düşüncesi" isimli şiirinde Tekirdağ'dan "FETİHLER UFKU TEKİRDAĞ" diye söz etmesi bu görüşten ileri gelir.

TekirdağOsmanlı İmparatorluğu'nun gün batımı günlerinde (1829, 1878, 1913, 1920) yıllarında Tekirdağ üst üste Rusların, Bulgarların ve Rumların işgali ile karşılaştı. Dolayısıyla İmparatorluğun son yüzyılında bir savunma alanı, sınır kesimi olarak Tekirdağ'ın özel bir yeri ve önemi oluştu.

Tekirdağ tarihin ilk yıllarından itibaren güzel, koyu ve bereketli toprakları birçok milletin dikkatini çekmiştir. Dolayısıyla şehir (bölge) birçok akınlara ve medeniyetlere de sahne olmuştur.

Tekirdağ İsmi Nereden Gelmektedir?

1936 yılında TekirdağTekirdağ'ın bilinen en eski adı M.Ö.5.Yüzyılda Heredot'un tarihi haritası üzerinde BİSANTHE olarak görülmektedir. Bu isim Anadolu'da Perslerin yenilgisine kadar hep aynı kalır. Bu tarihten sonra RHAEDESTUS (M.Ö.334-M.S.843) olarak kullanıldığı görülmektedir.

Daha sonra RODOSTO adını alır. Şarlman imparatorluğunun 843'teki paylaşılmasını gösteren haritada üstte büyük harflerle Rodosto, altta kare içinde Rhaedestus yazılmıştır. Bu isim Bizans devrinin şehre verdiği isimdir. Bu isim zamanımıza kadar gelmiştir. Avrupalılar bugün bile Rodosto adını kullanmaktadırlar. Osmanlılar Tekirdağ'ı fethettikten sonra 1358 tarihinden itibaren RODOSCUK demişlerdir. Osmanlı tarihlerinde, fermanlarda, divan-ı hümayun vesikalarında, mezar taşlarında daima bu isim kullanılır. 1732 tarihinden sonra Rodoscuk bırakılıp TEKFURDAĞI adının kullanıldığını görüyoruz. Ancak, bu isim değişikliğinin kesin sebebi bilinmemekle birlikte Bizans derebeylerine "Tekfur" denildiğini biliyoruz. Cumhuriyet devrine kadar şehrimiz Türkler arasında Tekfurdağı adıyla anıldı ve yazıldı. Cumhuriyet devrinde Tekfurdağı TEKİRDAĞ'A çevrildi.

Tarih Öncesi Dönemlerde Tekirdağ

Tekirdağ iskelesiTekirdağ tarihi Trakya ve Marmara bölgesinin tarihinden ayrı düşünülmemelidir. Anadolu ve Yakındoğu ile Avrupa arasındaki göç, istila, ticaret kültür alışverişi gibi her türlü ilişkinin Trakya üzerinden gerçekleşmesi bölgenin en önemli özelliğidir. Akdeniz ve Ege'den gelerek Karadeniz'e geçen ve buradan da büyük nehirlerle Orta ve Doğu Avrupa ile Asya'ya açılan ana deniz yolunun düğüm noktası üzerinde yer alması bölgenin ikinci önemli özelliğidir.

Deniz ve kara yolları üzerindeki stratejik konumu nedeniyle uzak coğrafi bölgeler arasındaki kültür ilişkilerini aydınlatacak ip uçlarının Trakya bölgesinde olduğu kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra ılımlı iklimi, tarım ve çiftçiliğe elverişli toprakları, bitki örtüsü, su ve kara hayvanlarının da zenginliği göz önüne alınırsa Trakya bölgesinin her dönemde insanların oturmasına çok uygun bir ortam oluşturduğu düşünülebilir. Türkiye Trakya'sında Tarih öncesi dönemlere ait arkeolojik araştırmalar çok yenidir. 1970'li yıllardan sonra İstanbul Üniversitesi Prehistorya Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Mehmet ÖZDOĞAN'IN oluşturduğu bir ekip Trakya'da tarih öncesi araştırmalara başlamıştı. Bu araştırmalardan sonra 1980'li yılların sonunda Edirne ve Tekirdağ'da yine bu ekip tarafından kısa süreli kurtarma kazılarına başlandı. 1990'dan sonra bu ekip ile birlikte Tekirdağ Müzesi de sistematik olarak Trakya'da Tarih öncesi dönemlere ait kazı ve araştırmalarını sürdürmektedir.

Trakya'da Paleolitik (eski taş ) çağa ait yerleşme yeri olarak İstanbul yakınlarındaki Yarımburgaz Mağarası ve Trakya'nın Karadeniz kıyısında açık yerleşme yeri olarak Ağaçlı bölgesi bilinmektedir. Tekirdağ Müzesi Müdürlüğü'nün son yaptığı araştırmalarda Saray ilçesinde Ergene ve Galata derelerinin oluşturduğu Güneşkaya ve Güngörmez vadilerinde mağaralar tespit edilmiştir. Bu mağaraların üst kesiminde İ.Ö.5000-3000 yıllarına tarihlenen çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Büyük bir olasılıkla Yarımburgaz mağarasında olduğu gibi, yüzey tabakalarının altında Güneşkaya ve Güngörmez Mağaralarında Eski Taş devrinin üst tabakalarına (İ.Ö.200.000-10.000) rastlanabilir.

TekirdağTekirdağ sahil şeridinde yapılan kazı ve araştırmalarda Neolitik dönemden (ilk toprağa yerleşme dönemi, insan toplumunun gelişmesinde bir devrim olarak kabul edilmektedir. İ.Ö.8000–5000) Kalkolitik çağ (Köy şeklindeki yerleşmelerin gelişimi, bakır ve madenciliğin başlaması. İ.Ö.5000-3000), İlk Tunç Çağına (Tunç'un ortaya çıkarak madenciliğin gelişmesi, beyliklerin oluşması) ait yerleşmeler bulunmuştur.

Neolitik çağda Şarköy'de Burun Eren Çiftliği'nde, Burdur Hacılar'da bulunan malzemelerle çağdaş malzemeler ele geçmiştir. Aynı malzemeler İstanbul Üniversitesi tarafından Enez'de Hoca Çeşme mevkiinde yapılan kazılarda da ele geçmiştir. Bu buluntular o dönemlerdeki kültür ilişkilerinin ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir. Kalkolitik çağda önemli buluntu yeri Marmara Ereğlisi yakınlarındaki Kargaburun mevkii üzerindeki Toptepe'dir. 1963 yılında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü müdürü tarafından yoldan geçerken tesadüfen bulunarak yayınlanıp bilim alemine duyurulmuştur.

TekirdağAncak 1988 yılında ikinci konut inşaatlarının katliamına uğramıştır. 1989 yılında konutlardan arta kalan küçük bir alanda Prof.Dr. Mehmet ÖZDOĞAN tarafından yapılan kazıda Trakya'nın en önemli eserleri ve kültür tabakasının ancak bir bölümü ortaya çıkarılabilmiştir. Bu kazıda bulunan ve çok önemli bir eser olan, İ.Ö.4300 yılına tarihlenen pişmiş topraktan yapılmış Ana Tanrıça Figürü Tekirdağ Müzesinde sergilenmektedir. Tekirdağ Müze Müdürlüğü ile İstanbul Üniversitesi'nin birlikte Gazioğlu Köyü'nün sahilinde yer alan Menekşe Çatağı'nda yapılan kazılarda alt tabakalarda Toptepe tabakalarıyla çağdaş kalıntılar ele geçmiştir.

Menekşe Çatağında elips şeklinde çit örme tekniğiyle yapılmış kulübeler ve kulübelerin içinde ocak ve fırınlar bulunmuştur. 1938 yıllarında Prof.Dr.Arif Müfit MANSEL Alpullu'da Toptepe malzemesi olan testiler ele geçirmişti. Kırklareli Aşağıpınar'da yapılan kazılarda da bu kültür tabakasının ortaya çıkması, Trakya'nın o dönemde Deniz sahilindeki kültürlerle iç kesimlerdeki kültürlerin ilişkilerini ortaya koymaktadır.

İlk ve Orta Tunç Çağlarında Tekirdağ

Hükümet Konağı ve Gazi heykeliİlk Tunç çağında, Trakya'da Marmara denizi sahil kesimi boyunca yerleşmelerin uzandığı, son yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır. İstanbul ile Gelibolu Yarımadası arasında İlk Tunç Çağı'nın başlangıcında oldukça yoğun yerleşmeler vardır. Gelibolu Yarımadası'nda bu yerleşmeler daha da yoğundur. Troya'nın birinci katıyla çağdaş olan bu yerleşmeler İ.Ö.3000-2700 yılları arasına tarihlenmektedir. Tekirdağ Müzesi'nin İstanbul Üniversitesi Prehistorya Ana Bilim Dalı ile ortaklaşa olarak yaptığı Menekşe Çatağı kazılarında bu dönem kalıntılarına oldukça yoğun olarak rastlanmıştır.

Menekşe çatağı İlk Tunç Çağı'nın ilk evrelerinde Troyanın 1. katıyla çok benzerlik göstermekle birlikte Balkan kültürlerinden Sveti Krilova kültürleri ile de ilişkiler tespit edilmiştir. İlk Tunç Çağı'nın II. (İ.Ö.2700-2400) ve III.(İ.Ö.2400-2000) evrelerine Trakya da yoğun olarak rastlanmamakla birlikte yine Menekşe Çatağı kazılarında Troya'nın ve Anadolu'da bir çok yerleşmenin İlk Tunç Çağı'nın II.evresinde ortaya çıkan Depas türü (çift kulplu kupalar) kupa parçaları bulunmuştur.

Tekirdağ sınırları içinde İlk Tunç Çağı'nın III.evresine ait yerleşmelere rastlanmamaktadır. Kırklareli'de Aşağıpınar Kanlıgeçit'te İstanbul Üniversitesi'nden Prof.Dr.Mehmet ÖZDOĞAN tarafından yapılan kazılarda İlk Tunç Çağı'nın II.evresi ve Orta Tunç Çağı'na geçiş evresinde tamamen İç Anadolu kültürlerine ait bir koloni yerleşmesi ortaya çıkarılmıştır. Anadolunun özgün mimari tipi olan Megaron tipi yapılar ile dini ve günlük kullanım eşyaları bu kazıda bulunmuştur. Bu kazı İlk Tunç Çağı'nın son evresinde Anadolu ile Trakya arasında ticari ve kültürel bir alış veriş olduğunu belgelemekle birlikte Anadolulu insanların Trakya toprakları üzerinde küçük koloni yerleşmelerini kurduklarını da kanıtlamaktadır.

TekirdağOrta Tunç Çağı'ndan, son Tunç Çağı'nın sonlarına kadar (İ.Ö.2000-1300) birkaç küçük keramik buluntusu dışında bulgulara rastlanmamıştır. Son Tunç Çağı'nın sonları ile İlk Demir Çağı'nda (İ.Ö.1400-1000) batıdan büyük bir göç dalgası gelmiştir.

İzlerine Ergene ve Meriç Havzasında rastlanan bu göç dalgasından sonra karanlık bir dönem başlamaktadır. Antik kaynaklar ve yakın zamana kadar arkeolojik bulgular yetersiz kalmaktaysa da son dönemdeki Kırklareli'ndeki Aşağıpınar kazılarında Orta Demir Çağına ait yoğun bir yerleşme ortaya çıkarılmıştır. Trakya'da son dönemlerde başlayan sistemli kazıların devam etmesiyle karanlık diye bilinen dönemler de yavaş yavaş aydınlatılabilecektir.

Şarköy İğdebağları köyünden İstanbul arkeoloji müzesine götürülen Demir Çağı'na ait önemli bronz bir koleksiyon ve Tekirdağ Müzesi'ne getirilen bronz bir kaç madeni eser bu dönemde madenciliğin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Yalnız bu çağda Anadolu'da kurumlaşmış devletlerin (Hitit) varlığına karşılık Trakya'da Proto-Trak olarak tanımlanan ve toplumsal örgütlenme bakımından çok daha geri düzeyde toplulukların bulunması, Anadolu ile Trakya'nın kültürleri arasındaki en önemli farktır.

Trakya'ya İsmini Veren Kavim "Traklar"

Trak Kralı KersepleptesTrakyanın yerli halkı mıdırlar, yoksa dışarıdan mı gelmişlerdir? Bu konuda kesin bir hüküm vermek bu günkü bilgilerle zordur. Önceki yıllarda Tekirdağ tarihini yazanlar İ.Ö.4000 ve 2000 yıllarında Trak akınlarından ve göçlerinden bahsetmektedirler. Bilindiği gibi Trakya'da o dönemlerle ilgili olarak yapılmış uzun araştırmalar ve arkeolojik kazılar olmadığı gibi, o dönemler hakkında da yazılı belgeler de yoktur. Daha önce de değinildiği gibi İ.Ö.14-13.Yüzyılda izlerine Ergene ve Meriç Havzası'nda rastlanan bir göç dalgası bulunmaktadır ki, bu göç eden toplum Proto Trak (Trak Öncüleri) olarak adlandırılmaktadır. Daha sonra tarihçiler, Traklardan ayrı kabileler ve şehir krallıkları olarak yaşamış, hiçbir zaman bir birlik oluşturamamış toplumlar olarak bahsetmektedirler.

Tarihçi Heredot; "Hintlilerden sonra en kalabalık olanlar Trakyalılardır. Bir tek adamın komutasında ya da tek iradeyle hareket etseler, hiç yenilmez ve bence, ulusların en güçlüsü ve en kalabalığı olurlardı" demektedir. Traklar için iş görmemek kibarlıktır. Toprakta çalışmak şerefsizlik ve aşağılıktır.

Soylu yaşamak; Savaşa gitmek, başkalarını soymak ve at yetiştirmektir. Bu nedenle de paralı asker sıfatıyla denizci olarak donanmalarda, atlı olarak kara ordularında yer almışlardır. Homeros'un İlyada adlı destanında Trakyalılar için at besleyen, at yetiştiren gibi sıfatlar kullanmaktadır. Trak kralı Rhesos'un atları için: "Görmedim onun atları gibi güzel, iri atlar, giderler yel gibi, kardan beyazdırlar." demektedir.

Trakya'ya elçi giden kişilere atların armağan olarak verildiği yine Homeros'tan öğrenilmektedir. Ksenephon, "Anabasis" (on binlerin dönüşü) adlı eserinde bir Trak kenti olan Perinthos (Marmara Ereğlisi) halkının orduya yetişmiş atlar verdiğini yazmaktadır. Tanrılar arasında en çok Dionyzos (Doğa Tanrısı olup, asma kütüğünü ve şarabı dünyaya yaymak için yarenleri Satyr ve Menadlarla tüm dünyayı dolaşırlar.), Artemis (Bolluğu ve bereketi simgeler. Hayvanların koruyucusu ve altın yaylıdır. Trakya'da geyik üzerinde yay ve okuyla tasvir edilir.), Hermes'e (Doğa ve Bereket Tanrısıdır.) saygı gösterirler. Traklar en iyi olarak ölü gömme adetlerinden tanınmaktadır. Konunun başında Trakların tarih öncesi çağlardan beri Trakya'nın yerli kavimlerimi yoksa kuzeyden gelen bir kavim mi olduğunun kesin bilinmemekte olduğundan bahsedilmişti. Ancak kuzeyden geldikleri savı daha kuvvetli bir olasılıktır.

TekirdağTrakyada yoğun olarak görülen bazıları anıtsal nitelikli, bazıları irili ufaklı yığma tepelerin hepsi "tümülüs" denilen mezar tepeleridir. Trakya'da en erken tümülüs İ.Ö.1300 yılına tarihlenen Kırklareli'de bulunan Taşlıbayır Tümülüsüdür. Ayrıca Kırklareli ve Edirne civarında Dolmen adı verilen büyük iri taşların yan yana getirilerek ve sonra üzeri tekrar iri bir taşlarla örtülerek yapılan anıtsal mezar tipleri vardır. Bu mezar tiplerinin ilk örnekleri Traklara aittir. Dolmen tipi mezarlar daha sonra bırakılmakla beraber, tümülüs geleneği Roma döneminin sonuna kadar (İ.S.395) devam etmiştir.

Anadolu'da Friglerle İ.Ö.8.yy. sonlarında 7.yy.başlarında ortaya çıktığı belirlenen tümülüsler Trakyada olduğu gibi tek tanrılı dinlerden Hıristiyanlığın egemen olduğu Roma dönemi sonuna kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu yüzden de bazı arkeologlar Traklarla Friglerin aynı kavim olduklarını, Trakyadaki Brig kabilesinin Anadolu'daki Frigler olduğunu iddia etmektedirler. Tarihçi Heredot Trakların ölü gömme adetlerinden şöyle bahseder: "Bir Trak öldüğünde ceset üç gün evde bekletilir. Bu arada kurbanlar kesilir, cenaze ziyafetleri düzenlenir. Ceset yakılır. Yahut yakılmadan mezarın içine konur. Ağıtlar yakılır, şaraplar içilir. silah oyunları ve spor müsabakaları düzenlenir. Mezarın üzerinde yığma tepe meydana getirilir."

Ayrıca Traklar iyi at yetiştiren kavimler olduğundan, atlarına çok önem vermekteydiler. Trakların öldüklerinde kendileri için Tümülüsler yaptıkları gibi atları için de tümülüs yaptıkları yada kendileriyle birlikte atlarını da gömdükleri bilinmektedir. 1995 yılında Hayrabolu'nun Hacıllı köyünde Tek Höyük Tümülüs'ünde Tekirdağ Müzesi Müdürlüğü'nce yapılan kazılarda yukarıda belirtilen konuların büyük kısmı ortaya çıkarılmıştır. 9,5.m yüksekliğinde ki tümülüs yığmasında ortaya yakın yerinde yaklaşık 3x5m. boyutlarında 70 cm. derinlikte bir çukur açılarak ölü yakılmış ve külleriyle birlikte aynı yere gömülmüştür.

TekirdağBu çukurun 3 m. kadar önünde de yuvarlak bir çukur bulunmaktaydı ki burada da Traklının atı yakılmıştı. At yakılan çukurun içinde, yenmiş hayvan kemikleri ile büyük testi parçaları bulunmuştu. Kemikleri bulunan hayvanlar dana, koyun, keçi ve tavuktu. Testilerle şaraplar içilmiş ve sonrada testiler kırılmıştı. Daha sonra da bu mezarın üzerine toprak yığılarak tümülüs oluşturulmuştu. Traklar çeşitli kabileler halinde yaşamışlar ve hiçbir zaman bir birlik oluşturamamışlardır. Türkiye Trakyasında yaşayan en önemli iki Trak kabilesi vardır. Bunlardan biri Ast'lar bir diğeri de Odyris'lerdir. Ast'lar Istranca Dağları'nın eteklerinde oturan büyük bir kabileydi. En önemli merkezlerinden biri Byzye kentiydi. Bu gün bu kent Kırklareli ilinin Vize ilçesidir. Odyris'ler Trakyada yaşayan en büyük ve en önemli kabiledir. Bugünkü Tekirdağ sahil kesimi ile İpsala sınır kapısının batısına kadar olan bölgede yaşamaktaydılar.

İ.Ö.4.YY.da Odyrislerin kralı Kersepleptes idi. Bu yıllarda batıdan gelen bir Makedon saldırısı gündemdeydi. Makedonya kralı II.Philip, İ.Ö.352 yılında Tekirdağ'a kadar olan bütün Trakya'yı aldı. En son Karaevli Köyü'nün deniz sahilinde yer alan Heraion Teichos kentini de Odyrislerden aldı. Daha batıdaki Perinthos Kentini de kuşattıysa da alamadı. Perinthos kenti daha sonra II.Philip'in oğlu Büyük İskender tarafından zapt edildi. 1997-1998 yıllarında Karaevli Köyü'nün deniz kıyısında yer alan Harekattepe Tümülüsü'nde Tekirdağ Müze Müdürlüğü'nce yapılan kazılarda bir kral mezarı bulundu. Bu mezar içinde II.Philip dönemine ait gümüş bir sikke (madeni para) ele geçti. II.Philip döneminde bu bölgede Kersepleptes Krallık yapmaktaydı. Kersepleptes'in ölüm tarihi, Philip döneminde ve İ.Ö.341'de olduğuna göre, bulunan Kral mezarı büyük bir olasılıkla Odyris kralı Kersepleptese aittir. İdareci kadroların Makedon olmalarına karşılık, traklar onların egemenliği altında yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

TekirdağAncak Romalılar döneminde İ.S.1. yüzyılda Romalılar Trakya'daki Trakları Romalılaştırmak için emekli asker ve subaylarını yerleştirdikleri bir çok kentler kurdular. Bu kentlerden bir tanesi de Malkara'nın Kermeyan Köyü'nün kenarında yer alan Apri ya da Apros'tur. Bu dönemden başlayarak Traklar her ne kadar eski adet ve göreneklerini bırakmasalar bile yavaş yavaş asimile olmuşlardır. İ.Ö.8.yy. ile 6.yy. arasında Ege adaları ile Marmara Denizi kıyıları ve Karadeniz kıyıları arasında büyük bir deniz ticareti başladı. Sisam, Samos ve Magaralılar Marmara ve Karadeniz kıyılarında ticarete dönük koloni kentleri kurmuşlardır.

İl sınırları içinde ve Marmara Denizi'nin kuzeyinde kurulan en önemli kent Perinthostur (Bu günkü Marmara Ereğlisi). Diğer kentler: Heraion (Karaevli köyüaltı), Bysante (Barbaros), Ganos(Gaziköy), İstanbul il sınırları içindeki Seliymbria (Silivri), ve Çanakkale il sınırları içindeki Gallipolidir (Gelibolu).

İ.Ö.547 yılında doğudan gelerek Anadolu'yu saran Pers istilasından Trakya da nasibini almıştır. Pers Kralı Dareus İ.Ö.514-513 yıllarında Tuna'nın kuzeyine kadar ilerlemiştir. Bu sırada Istrancaların batısında büyük su kaynaklarının bulunduğu alanda ordusunun kamp kurduğu bilinmektedir.

TekirdağBu alan ya bu günkü Saray ilçesinin kuzeyindeki Ergene nehri su kaynaklarının bulunduğu alandır, yada Pınarhisar'ın Kaynarca köyü su kaynaklarının bulunduğu alandır. İ.Ö.476 yılında Persler Kimon tarafından yenilgiye uğratılarak Trakya'dan çekilmişlerdir. İ.Ö.352 yılında Makedonya Kralı II.Philip (İ.Ö.359-336 ) Batı Trakya üzerine yürüdü. Kypsela'dan (İpsala) Perinthos'a (Marmara Ereğlisi) kadar olan sahil bölgesi o dönemde Odyris Krallığı'nın hakimiyetindeydi. Odyris kralı da Kersepleptes'ti. Philip en son olarak Kersepleptes'i yenip Karaevli köyü altındaki Heraion Teichos Kentini almıştı.

Perinthos kentini kuşattıysa da kenti ele geçirmeye muvaffak olamadı. II.Philip'ten sonra yerine geçen ve Hindistan'a kadar sefer yapan oğlu Büyük İskender Perinthos'u ele geçirdi. Perinthosta darphane kurarak kendi adına para darp ettirdi. Roma dönemine kadar Trakya Makedonyalıların hakimiyetinde kalmıştır. İ.Ö.72 yılında Pontus (Samsun merkez olmak üzere orta Karadeniz Bölgesi) kralı Mithridatos batıya da saldırılarda bulunmuş, Trakya'yı eline geçirmek istediysede başarılı olamamıştır.

Roma Döneminde Trakya

Naip tümülüsünde bulunanlarİ.Ö.197-İ.S.395 Roma askeri müdahelesiyle İ.Ö.197 yılında Trak Kabileleri bağımsızlıklarını kazanırlar. İ.S.46 yılında Trak Krallarından Rhoemetalces III.ün kendi karısı tarafından öldürülmesinden sonra İmparator Cladius, Trakya'yı Romanın bir eyaleti olarak ilhak etmiş atlı sınıfından bir Procuratoru eyaletin idaresine atamıştır. İmparator Cladius Trakya'yı Romanize etmek amacıyla, Trakya'nın iç bölgelerinde emekli Roma askerlerinin yerleştirildiği iki Roma kolonisi kurmuştur.

Bunlardan birisi bu gün Malkara yakınlarındaki Kermeyan Köyünün bulunduğu yerdeki Apri yada Apros adıyla anılan kenttir. Bir diğeri Bulgaristan topraklarında kalan Dealtum'dur. Bu konu Apri'de çıkan asker yazıtlarından anlaşılmaktadır. Roma İmparatoru Septimus Severus döneminde Bizantion'un (İstanbul) Roma'ya başkaldırmasından sonra Bizantionlularla Romalılar arasında yapılan savaşta, Perinthoslular Romalıların yanında yer almış ve Romalılar savaşı kazanmıştır. Romalıların izlediği politika sayesinde Traklar tamamen asimile olmuşlar ve Trakya tamamen Roma hakimiyetine girmiştir. Perinthos (Marmara Ereğlisi) bu dönemde eyalet merkezi olmuştur.

Bizans Döneminde Trakya

Naip tümülüsü girişiİ.S.395 – 1354 Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında ikiye ayrılmasından sonra Trakya Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu'nun toprakları içerisinde kalmıştır. Bizans İmparatorluğu döneminde batıdan birçok akınlar yapılmıştır. Bunların en önemlileri: Hun akınları (378-559), Avarların akınları (587-626), Bizans İmparatorluğu'nun çöküş döneminde Haçlı seferleri sırasında Latinlerin Bizans'ı ele geçirmeleridir (1096-1261). Doğudan gelen akınların en önemlisi Arap akınlarıdır(673-718). Batıdan gelen akınlar Bizanslıların Trakya'da savunmaları amacıyla birçok kaleler yapmalarına sebep olmuştur.

İl sınırları içinde bu kaleler şunlardır; Şarköy Yenice Köyü Cin Kalesi, Şarköy Elmalı Köyü Kalesi, Malkara Yenidibek Kalesi, Malkara Kermeyan Köyü Kalesi, Şarköy Beyoğlu Köyü Kalesi, Şarköy Uçmakdere Kartalkaya Kalesi, Naip Köyü Kalesi, Misinli Kalesi ve Çorlu Kalesidir. Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Gelibolu üzerinden Trakya'ya geçmelerinden sonra, Bizans İmparatorluğu hem doğudan hem de batıdan kuşatılmış olup, 1453 senesinde Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethedilmesiyle tamamen tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
Tekirdağ (Süleymanpaşa) İstanbul'dan Tekirdağ'a doğru giderken, yolun iki tarafında Tekirdağ'ın kimliğine dair ipuçlarını görmek mümkündür. Yolun sol tarafı irili ufaklı tatil siteleri ile doluyken, sağ tarafında dönemine göre tarlalarda yoğun koyu sarı (kanola), yeşil (buğday) ve açık sarı (ayçiçek) hakim renk olarak görülmektedir. Biraz daha yukarı çıkıldığında Çorlu ve Çerkezköy ilçelerinin ise yoğun bir sanayi bölgesi oluşturduğu gözden kaçmamaktadır. Tekirdağ'ın tarım ve sanayi arasında kalmış bir il olduğu bu manzaradan hemen okunabilir.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Şehrin girişinde üzerinde biraz yeşillik ve birçok yeni yapılmış konutun yer aldığı tepeleri geçerken, sol taraftaki yazlık evler bir sayfiye şehrine geldiğiniz duygusunu uyandırmaktadır. Sahilde araçtan indiğinizde kokusunu hissettiren deniz, sağ tarafta tanıtımı iyi yapılmış olan Tekirdağ köftesi servis eden restoranlar, Mimar Sinan'ın yadigarı camii ve sol tarafta yeni hareketlenen Tekirdağ Limanı ile basit işletmeler hariç boş olduğu kanısına kapıldığınız kordon boyu göze çarpan başlıca öğeler oluyor. Hızla gelişmekte olan sanayi şehirlerinde genellikle görülen büyük alışveriş merkezleri, yoğun araç ve insan trafiği Tekirdağ'da henüz kendini hissettirmektedir.

Çorlu ve Çerkezköy'de yoğunlaşan sanayi bölgesinin etkileri Tekirdağ merkezine henüz yansımış değildir. Merkez Trakya'nın doğusundan daha çok, tarım yoğun olan batısının niteliklerini taşımaktadır.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Şehrin turizmde avantajlı konumda olduğu, günlük bir gezi sonrasında rahatlıkla fark edilebilir. Macarların milli kahramanı Rakoczi'nin sürgün evi; etnografya müzesi; bir çoğu yıkılmaya yüz tutmuş eski evleri; harf inkılâbının ilk adımlarının atıldığı valilik binası; mavi bayrağa sahip ama sayfiye kenti konumundaki üzüm ve şarabı ile ünlenmiş Mürefte'nin bulunduğu Şarköy'ü; yamaç paraşütü etkinlikleri, güzel manzarası ve tesis eksiklikleri ile Uçmakdere'si; el dokuması ürünleri ile Karacakılavuz'u; Çanakkale'deki muhteşem direniş için askerlerin ilk toplandığı yer 19. Fırkası ve diğer birçok tarihi ve kültürel varlıkları ile Tekirdağ bambaşka güzeldir. Bu güzelliklere rağmen turizm konusunda tanıtım ve altyapı eksiklikleri sonucunda sadece köftesini pazarlayabilmiş bir şehir Tekirdağ.

Tekirdağ, Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara denizinin kuzeyinde ve tamamı Trakya topraklarında yer alan 3 ilden biri olup, 6313 km2. yüzölçümüne sahiptir.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Marmara denizi ve Karadeniz'e kıyısı bulunan Tekirdağ ili; Türkiye'de iki denize kıyısı olan 6 ilden biridir. Marmara denizinin kuzeyinde ve tamamı Trakya topraklarında yer alan Tekirdağ; doğudan Silivri ve Çatalca ilçeleriyle, kuzeyden Kırklareli iline bağlı Vize, Lüleburgaz, Babaeski ve Pehlivanköy ilçeleriyle çevrili olup, Kuzeydoğudan Karadeniz'e 1.5 km.lik bir kıyısı bulunmaktadır. Trakya-Kocaeli Penepleni üzerinde bulunan Tekirdağ il topraklarının yeryüzü şekilleri bakımından % 75.2'si platolar, % 15.5'i ovalar, % 9.3'ü dağlarla kaplıdır. Genel olarak yüksek dağlar, dik yamaçlar ya da vadiler yoktur. Marmara Denizi boyunca akarsularca taşınmış alüvyonlarla kaplı kıyı ovaları vardır. Platolar bir aşınma yüzeyi karakterindedir. Kuzeyinde Istranca, Güney kesimlerinde ise Tekir Dağı ve Koru Dağı ile Ganos Dağları bulunmaktadır.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Tekirdağ, genel nemlilik indislerine göre bulunan hidrografik bölgelerden yarı nemli iklim tipi içine girmektedir. Yağış rejimi bakımından Akdeniz yağış rejimi kategorisinde bulunmaktadır. Akdeniz İkliminin etkileri görülen Tekirdağ sahil şeridinde yazlar sıcak, kışlar ılıktır. Ergene havzasını içine alan kıyı ardı şeridinde, daha ziyade kara iklimi hakimdir. Toprağa düşen yağış türü genellikle yağmur olup, kar yağışı azdır. İklimin mutedil oluşu ziraatın yapılmasını kolaylaştırır. Tekirdağ'da ortalama olarak en az yağış Ağustos, en fazla Aralık aylarında görülür. Şarköy-Kumbağ arasındaki kıyı şeridi Akdeniz iklimi karakterindedir. Bu özelliği, kuzeyinin kıyıya paralel uzanan dağlarla kaplı olmasından ve denizin ılıtıcı etkisinden ileri gelmektedir.

İç kesimler kara ikliminin etkisi altındadır. Özellikle kışın kuzey Avrupa ikliminin etkileri görülür. Bu bakımdan kendisine ait özel bir iklim tipi yoktur. Yazlar genellikle Akdeniz'de olduğu gibi kurak ve sıcaktır. Sibirya antisiklonu Balkanlar üzerinden buralara geldiğinden kışın kuru ve dondurucu soğuklar olur. İç kesimler Marmara'nın yumuşatıcı etkisinden yoksundur. Tekirdağ İl merkezinde sahil şeridinde Temmuz ayında 25 derecelik bir sıcaklık, Çorlu ve dolaylarında 26-30 derece civarındadır.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Tekirdağ, yazın ve kışın çok rüzgarlıdır. Hakim ve sürekli rüzgar poyraz, ikinci önemli rüzgar lodostur. Orta Avrupa'da yüksek basınç olduğu müddetçe poyraz, Trakya ve Tekirdağ'da şiddetli eser. Basınç azaldığında poyraz yalnız gündüzleri eser ve meltem karakterini kazanır.

Lodos Trakya'ya Meriç vadisinden girdiği için Çorlu gibi iç kesimlerdeki ilçelerde çok eser. Tekirdağ ve sahil şeridinde sık fakat kısa sürelidir. Mart, Nisan ve Mayıs aylarındaki esintileri yağmur getirir.

Tekirdağ bitki örtüsü bakımından oldukça fakirdir. En belirgin özelliği Marmara Denizi'ne bakan yamaçlara iklim tipine uygun olarak gelişme gösteren makiler ve fundalıklardır. Kısmen kara ikliminin etkisi altında bulunan iç kesimlerde kışın yapraklarını döken meşe türleri, gürgen, dişbudak, gümüşi ıhlamur, çınar ve karaağaç görülmektedir. Akarsu boylarının karakteristik ağacı söğüttür.

Tekirdağ ilinde tarımsal gayri safi üretim değerinin % 25 i hayvancılıktan karşılanmaktadır. Meraya dayalı hayvancılıkta sayısal azalma görülürken, büyükbaş hayvan sayısında artış gözlenmektedir.

Anadolu, yakın Doğu ve Avrupa arasındaki göç, istila, ticaret, kültür, alışveriş gibi her türlü ilişkinin Trakya üzerinden gerçekleşmesi, günümüzde olduğu gibi geçmişte de bölgenin en önemli özelliği olmuştur.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Tekirdağ'da Eski Taş devrinin üst tabakalarına ait yerleşmelerine, Saray ilçesindeki Güneş kaya ve Güngörmez vadilerinde bulunan mağaralarda rastlanmıştır. (İ.Ö.40000-10000)Şarköy, ilçesinde ilk toprağa yerleşme dönemine ait (Neolitik) taş balta üretim merkezleri bulunmuştur.(İ.Ö.8000-5000) Marmara Denizi boyunca bazı nehir ağızlarındaki yerleşmelerde, Kalkolitik Çağ (Top tepe İ.Ö. 4300) yerleşmeleri ile yine sahil boyunca Troya'nın 1. ve II. Tabakasına ait çağdaş yerleşmelerin yer aldığı, Tekirdağ Müze Müdürlüğünce tespit edilmiştir. (İlk Tunç Çağı I-II 3000-2400)İ.Ö. 1400-1000 yılları arasında bir göç dalgası ile Trakya'ya gelen, Trakya'da Proto-Trak olarak tanımlanan, toplumsal örgütlenme bakımından çok daha geri düzeyde topluluklar bulunmaktaydı.

Tekirdağ (Süleymanpaşa)Traklar göçebe topluluklar halinde yaşarken İ.Ö. 8-6 Yüzyılda Ege adalarından gelen Samos'lu kolonistler Marmara Denizi kıyılarında koloni şehirleri kurmuşlardır. Bunların en önemlileri bugünkü Tekirdağ sınırları içinde bulunan Perinthos (Marmara Ereğlisi) ve Bisanthe (Barbaros) dır, Trakya bölgesi İ.Ö.546-430 yılları arasında doğudan gelen Pers istilasına uğramış ve Pers egemenliği altında kalmıştır.

İ.Ö. 352 yılında Makedonya Kralı II. Philip Trakya üzerine düzenlediği seferde, İpsala'dan Marmaraereğlisi yakınlarına kadar olan sahil bölgelerini işgal etti. Perinthos (Marmaraereğlisi) büyük bir direniş gösterdi. II.Philip'ten sonra yerine geçen ve Hindistan'a kadar sefer yapan Büyük İskender Perinthos (Marmaraereğlisi)'ni ele geçirdi. Ölümünden sonra bu bölge Lysımochos'un hakimiyetine girdi. Bölge; İ.Ö. 30 yılında Roma İmparatorluğu hakimiyetine girene kadar Makedon ve Odris kralları arasında sürekli el değiştirmiştir.

Tekirdağ Geç Roma döneminde İ.S.3. Yüzyılda Rhaedestus ismi ile tarih sahnesine çıkmış olup, Bizans döneminde Rodosto ismi ile anılmıştır. Osmanlılar 14. Yüzyılda Tekirdağ'ı Bizans Tekfurlarından aldıktan sonra, Rodosto adı Rodosçuk'a dönüşmüştür. 18. Yüzyıla kadar bu isimle anılan Rodosçuk, sonradan Bizans tekfurları dolayısıyla verildiği öne sürülen "Tekfurdağı" adıyla anılmaya başlanmış, Cumhuriyetten sonra 1927 yılında İl olarak Tekirdağ adını almıştır.

Süleymanpaşa Belediyesi

Tekirdağ (Süleymanpaşa) 6 Aralık 2012 tarihinde, Resmi Gazetede yayınlanan 6360 sayılı kanunun 2. maddesi 24. bendi ile Tekirdağ ilinde, Tekirdağ Belediyesinin mahalleleri merkez olmak üzere, Tekirdağ Merkez ilçe sınırları içerisindeki köyler ile belediyelerden oluşan Süleymanpaşa ilçesi ve aynı adla belediye kağıt üzerinde kurulmuştur.

30 Mart 2014 yerel seçimlerine kadar sadece ismen var olan Süleymanpaşa Belediyesi, 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri sonrasında fiilen kuruluşuna başlamıştır.

Süleymanpaşa Belediyesi, eski Tekirdağ Belediyesi'nin hizmet alanın kapsadığı tüm alanları kapsayarak 74 mahalleye hizmet etmektedir.

İlk olarak 5 hafta boyunca eski özel idare binasında hizmet veren Süleymanpaşa Belediyesi, tarihi belediye binasının tadilatının bitmesinin ardından asıl yerine geçmiştir.

Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Muratlı Caddesi
Altınova Değirmenaltı Değirmenaltı Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa)
Tekirdağ'da gece Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ Tren İstasyonu Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa)
Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Liman Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa)
Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Kumbağ Tekirdağ (Süleymanpaşa)
Tekirdağ Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa)
Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ (Süleymanpaşa) Tekirdağ sahilde kilise
1928 yılında Tekirdağ 1931 yılında Tekirdağ 1931 1935 yılında Tekirdağ 1945 yılında Tekirdağ
1950 yılında Tekirdağ 1963 yılında Tekirdağ Tekirdağ Tekirdağ Tekirdağ
Tekirdağ Tekirdağ Tekirdağ Tekirdağ Tekirdağ
Tekirdağ sahilde tuzhane ve Tiyatro binası, Aslan Petraki mağazası 1928 yılında Cengiz Topel Meydanı ve Muratlı Caddesi İskele Tekirdağ Tekirdağ
Tekirdağ Tekirdağ      

Tekirdağ Şehir Planı

Süleymanpaşa Mahalleleri (M-Y)

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
Süleymanpaşa Mahalleleri (M-Y)2014 Nüfusu
Mahramlı 110
Naipköy 544
Nusratfakı 83
Nusratlı 241
Oğuzlu 107
Ormanlı 187
Ortaca 342
Oruçbeyli 123
Osmanlı 366
Otmanlı 113
Selçuk 377
Semetli 272
Seymenli 202
Taşumurca 93
Tatarlı 87
Yağcı 608
Yayabaşı 96
Yazır 150
Yenice 296
Yeniköy 91
Yukarıkılıçlı 210
Yuva 77

MahramlıTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 28 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi vardır ancak PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 110 kişidir.
NaipköyTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 14 km uzaklıktadır.




NaipköyKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Naip köy ekmeği Tekirdağ bölgesinde meşhurdur.



NaipköyKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur.



Naipköy Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



Naipköy2014 yılı nüfusu 544 kişidir.





Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 20 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 83 kişidir.
NusratlıKöy 1500 - 1600 yılları arasında kurulmuştur. Köyde 500 seneye dayanan Türk mezarları bulunmaktadır



NusratlıTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 7 km uzaklıktadır.




NusratlıKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde sebze yetiştiriciliği ve seracılıkta yapılmaktadır.



NusratlıKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Ayrıca köyde bakkal, kahvehane ve düğün salonu da vardır.

Nusratlı2014 yılı nüfusu 241 kişidir.





Oğuzlu1913 yılı kayıtlarında Müslüman köyü olarak geçmektedir. Tarihi yerlere sahiptir. Köyün adının Oğuz Türklerinden geldiği sanılmaktadır



OğuzluTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 37 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


OğuzluKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Sabit telefon ve geniş bant internet (ADSL) desteği vardır. Köy içindeki yolların büyük bir bölümü parke taşlardan oluşmaktadır. Köyde ayrıca sabit telefon, baz istasyonu ve elektrik ile yol aydınlatmaları bulunmaktadır

2014 yılı nüfusu 107 kişidir.
OrmanlıKöyün eski adının Kestanbul olduğu söylenir. Osmanlılar zamanında batıya açılan kervan yollarından biri olan ve direkt İstanbul ile kervan yolu olarak bilinen Kestanbul ismi, Kurtuluş Savaşından sonra doğal özelliklerinden dolayı Ormanlı olarak değiştirilmiştir.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

OrmanlıKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 187 kişidir.
OrtacaOn yedinci yüzyılda Afyonkarahisar bölgesinden gelen Yörükler tarafından kurulmuştur.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 30 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 342 kişidir.
Oruçbeyli köyü ismini Osmanlı döneminde burada yaşayan Oruç Bey'den almıştır. Köyün tarihi bilinmemektedir. Bazı rivayetlere göre 1700'lü yıllara kadar geniş bi tarihi vardır. Oruç Bey denen şahıs, çiftliği olan bir beydir. Eşini sel alır ve ölür. Ardından o da alır başını gider. Malı mülkü köylünün olur. Köyün ismi ordan gelir. (Yaşlıların anlatımıdır, kesin bir doğruluk yoktur)

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 30 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır fakat kullanılmadığı için taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 123 kişidir.
OsmanlıTarihi kaynaklara göre en eski yerleşmeler Roma İmparatorluğu döneminde olmuştur. Karakayalar mevkii eski yerleşim yeri olmakla birlikte bu mevkide bulunmuş büyük küp ve kaplar halen arkeoloji müzesinin bahçesinde sergilenmektedir. Eski kaldırım yolu (askeri yol) Demirli Köyü üzerinden Banarlı altından Osmanlı'ya gelir. Burada birkaç kola ayrılır. Kabacalar mevkii de kaldırım yolu üzerindedir. Bu güzergahlarda askerlerin temizlenebilmeleri için hamamların yapıldığı bilinmektedir.

Osmanlı1357 tarihinde Tekirdağ'ın fethinden sonra eski çiftlik olan bölgeye Yörükler yerleştirilmiştir. 1515 tarihli mufassal tahrir (vergi-kayıt defteri)'ne göre Osmanlı köyü 20 haneden oluşmaktaydı. Bunlardan 13 hane toprak işleyen (çift), 4 hane toprağı olmayan (bennak), yardımcılık yapan, 3 hane de evli olmayıp vasıfsız olan kişilerdi. Gelirleri saraya aitti. 1572 tarihli tahrir defterindeki kayıtlara göre sınırların içerisinde 3 çiftlik bulunmakta, bu çiftliklerde 9 tane yamak (savaşa gitmeyip, gidenlere yardım eden ve harçlık veren), 3 tane de müsellem (savaş zamanında savaşa katılan) bulunmaktaydı. Yine mufassal tahrir defterlerine göre köyün dirlik sahipleri zaman zaman değişmiştir. Bu kişiler arasında saray atlarından ve seyislerinden sorumlu komutan (emir-i Ahur), Osmanlı erkan-ı birun denilen saray teşkilatında dış hizmetlerde görevlendirilen ağalardan biri Çakırcıbaşı Gazanfer Ağa, mirlivalar (Osmanlı zamanında tümgeneral rütbesindeki komutanlar) bulunmaktaydı. 1850 yıllarından sonra tımar sisteminin çökmesiyle beraber çiftliği işleyen köyün ileri gelenleri araziyi satın almışlardır. Cumhuriyet dönemiyle beraber Bulgaristan'dan gelen vatandaşlarımız da köye yerleştirilmiştir. Bu nedenle köy iki mahalleden oluşmuştur, yerli mahallesi ve muhacir mahallesi.

OsmanlıOsmanlı köyüne de ilk olarak 1934-35 yıllarında o zamanki Romanya bugünkü Bulgaristan sınırları içinde bulunan Silistre ili köylerinden çok sayıda kişi göç etmiştir. Özellikle Keçiler Mahallesi, Docalar, Piriköy, Totrakan, Kilikadı, Çiğrekçi köylerinden gelen Türk göçmenlerin bir kısmı Osmanlı Köyüne yerleştirilmiştir. Ayrıca yine bu köylerden gelen göçmenlerin bir kısmı da Osmanlı Köyü haricinde Banarlı, Karabezirgan, Ortaca gibi köylere yerleştirilmişlerdir. Muhacir olarak nitelendirilen bu kesimin Silistre'ye 15.yüzyılın ortalarına doğru (1420'li ve 30'lu yıllar) Konya-Karaman bölgesinden gönderildiği tahmin edilmektedir ve etnik köken olarak Türkmen'dirler. Köyün Muhacir mahallesi olarak tabir edilen bölümü İsmet İnönü önderliğindeki dönemin CHP hükümeti tarafından inşa edilmiş ayrıca göçmenlere kişi başı 10ar dönüm olmak üzere toprak tahsis edilmiştir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 18 km uzaklıktadır. Köy yerleşkesi engebeli bir bölgededir.

OsmanlıKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım gelişmiş olup en modern teknikler uygulanmaktadır. Önemli geçim kaynakları buğday ve ayçiçeğidir. Sulama kanalı geçen kısımlarda pancar, mısır ve karpuz yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kısmen de olsa kanola ekimi yapılmaktadır. Köy, tarım arazisi bakımından çok zengindir. Sulama kanalları haricinde köy merası içinde 3 adet gölet bulunmakta ve sulama amaçlı kullanılmaktadır. Köyün en verimli tarım arazileri özellikle Çitme ve Dört tepeler bölgelerindedir. Köy genelinde hayvancılık son yıllarda önem kazanmıştır. Özellikle büyük baş sığır yetiştiriciliği ve besicilik revaçtadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ve kanalizasyon şebekesi tamamlanmıştır. Ptt şubesi veya acentesi yoktur. Sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon (internet) vardır.

2014 yılı nüfusu 366 kişidir.
OtmanlıKöy, yaklaşık 1800'lerde Türkler tarafından kurulmuştur. Köy, ovaya bakan bir tepededir. Adını, ovasında bolca bulunan ot sebebiyle almıştır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 30 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

OtmanlıKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 113 kişidir.
SelçukKöy Rumlar tarafından kurulmuş fakat Kurtuluş Savaşı esnasında boşalan köye Türkler devlet tarafından yerleştirilerek ve göç yoluyla yerleşim oluşturulmuştur. Rumlar dönemindeki adı hakkında bir bilgi yoktur. Şu anki adını yöredeki sevilen çiftlik sahibi Selçuk Beyin öldürülmesi üzerine aldığı söylenmektedir.

Kurtuluş savaşı sırasında Bulgaristan'dan göç eden halk büyük yerleşimi oluşturmaktadır. Halkına Pomak adı verilmektedir. Konuştukları dile Pomakça denmektedir.

Köy arazisi genel olarak düz ovalar ve alçak tepelerden oluşmaktadır.

SelçukKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarımı ağırlık olarak buğday ve ayçiçeği üzerine olmasına rağmen arpa, kavun, karpuz ve soğan da yetiştirilmektedir.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi, sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. PTT şubesi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik, sabit telefon ve geniş bant internet (ADSL) desteği vardır.

2014 yılı nüfusu 377 kişidir.
Semetliİl merkezi Süleymanpaşa'ya uzaklığı 38 km'dir. İnecik 'ten sonra, Şarköy'e giden yol üzerinde Karaçalı köyünü geçtikten, Araphacı köyüne 2 km kala Taşköprü mevkiinden sola dönülmek suretiyle ulaşılmakla beraber, Tekirdağ-Barbaros-Naip-Işıklar-Oruçbeyli güzergahından da ulaşım mümkün bulunmaktadır. Güneyinde Ganos dağı, batısında Yeniceköy, doğusunda Işıklar ve Oruçbeyli Köyleri ile, kuzeyinde Araphacı ve Oğuzlu köyleri yer almaktadır.

Köyün tarihi çok eski yıllara dayanmakla birlikte, ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Köyün yerli Ortodoks Rum ahalisi 1920'li yılların başında Yunanistan'a göç etmiş, yerlerine Selanik yöresinden göç eden muhacirler yerleştirilmiştir. 1930'lu yıllar itibarıyla Romanya'dan göç eden Türkler de köy nüfusuna dahil olmuştur. 1950'li yıllardan itibaren Türkiye'de gelişen sanayileşme ile birlikte, köy halkının önemli bölümü Tekirdağ Merkez ilçe ile, İstanbul ve İzmit gibi çevre illere göç etmiştir. Önemli miktarda işgücü de başta Almanya olmak üzere yurt dışında çalışmaktadır. Geçmiş yıllarda eski Rum eserlerine ait birçok örnek yer almaktaysa da (manastır, sivil mimarlık örnekleri) zaman içinde bunların çok azı ayakta kalabilmiştir. Günümüz itibarıyla başlıca geçim kaynakları tarım (buğday, ayçiçeği, soğan, bağcılık) ve hayvancılıktır (genellikle küçükbaş).

Köyün adının, Rumlar zamanında köyde mevcut olan ve yörede "Simit" diye tabir edilen ekmeklerin pişirildiği fırınlardan hareketle "Simitli" adından geldiği şeklinde yaygın bir rivayet vardır. Nitekim Yunan tarihini anlatan bazı Batı kaynaklarında köyün ismi "Simitlé" şeklinde anılmaktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır, ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup, köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyde ayrıca sabit telefon baz istasyonu ve elektrik ile yol aydınlatmaları bulunmaktadır. Köy içindeki yolların büyük bir bölümü parke taşlardan oluşmaktadır.

2014 yılı nüfusu 272 kişidir.
SeymenliKöy, Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul'u fethettikten sonra (1456) tarihinde üç aile tarafından kurulmuştur. Bu aileler Hacılar, Pehlivanlar ve Çorbacılar'dır. Hacılar ailesine Şam üzerinden geldikleri için Hacılar denmiş. Köyün ismi, Seymen askerlerinin köyde konaklamasından kalmıştır. Önceleri Sekbanlı denmiş, Cumhuriyetin ilanından sonra da Seymenli olarak değiştirilmiştir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 14 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

SeymenliKöyde, ilköğretim okulu vardır fakat kapatıldığı için taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 202 kişidir.
Çok eski tarihi olan ve bir çiftlik üzerine kurulmuş bir köydür. O çiftlikte çalışan insanlar ve dışarıdan gelen insanlar sayesinde köy yayılmıştır. Ayrıca köyde birkaç tarihi eser bulunmaktadır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 40 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır fakat kullanılmayıp taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 93 kişidir.
TatarlıOsmanlı döneminden kalma (1400-1450 yılları arasında) eski bir yerleşim yeridir. Tatarlı kelimesi Osmanlıların postalarını dağıttığı merkez olarak kurulmuş "Tatar" kelimesinden gelmektedir. Ayrıca "Tatar" kelimesinin bir diğer anlamı ise durak yeri dir. Bu köy yakın tarihte yolu bu köyden geçenlerin burada durup ihtiyaçlarını giderdiği ve konakladığı yer olarak bilinir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 45 km. uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 87 kişidir.
YağcıTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 10 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bunların yanı sıra sera ve sulamacılık, bostancılık, bağcılık vb. da yapılmaktadır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 608 kişidir.
Yayabaşıİlk olarak çiftlik köyü olarak kurulmuş, daha sonraları belirli gruplar halinde göç aldığı için bugünkü halini almıştır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 9 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarımın alt dalları olarak sulamacılık, bostancılık, bağcılık vb. da yapılmaktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır, kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Alt yapısı yenilenmiştir.

2014 yılı nüfusu 96 kişidir.
Yazır GöletiKöyün adının eski Türk boylarından Yazırlardan geldiği bilinmektedir fakat geçmişi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 13 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 150 kişidir.
Ganos dağının eteğinde olan köyün batısında Ormanlı köyü, doğusunda Semetli köyü, kuzeyinde de Arapacı köyü bulunmaktadır. Diğer adıyla köy Dağyenice olarak anılmaktadır.

Köy eski bir Rum köyüdür. Köy halkının 1924 yılı Lozan Yunan mübadili olduğu yönünde bilgiler aktarılmaktadır

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 40 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır fakat su an kapalıdır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur. Sağlık ocağı yoktur. Sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 296 kişidir.
YeniköyEski bir Rum köyüdür. Çok yaşlı Rum turistler köyün onlar ve babalarının köye ilk yerleştiklerinde kurulu olduğunu söyledikleri bildirilmektedir

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 20 km uzaklıktadır.

YeniköyDeniz kıyısında ve iki dağın arasındaki vadide bulunan manastır bölgesinde tarihi eser manastır kalıntıları bulunmaktadır.


YeniköyYamaç paraşütünün en güzel yapıldığı yer olan Yeniköy'de Marmara Denizinin ve adaların görüntüsü harika bir manzara oluşturur.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

YeniköyKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Mermer Mahallesi2014 yılı nüfusu 91 kişidir.





YukarıkılıçlıTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 23 km uzaklıktadır.




YukarıkılıçlıKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.




YukarıkılıçlıKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 210 kişidir.

YuvaRumeli'ye geçiş sırasında Anadolu'dan toplanan Yörükler Trakya'da yani Tekirdağ'da Yörük ve Yıva olarak iki kola ayrılır. Yıva eskiden bir çiflik iken Batı Trakya'dan göçen muhacirlerle köye dönüşerek Yuva adını almıştır. Bir rivayete göre çiftlik yanmış, esas köy kurucularından günümüze kalan olmamıştır. Bir rivayete göre de Hızır Aleyhisselam zamanında köye bir dilenci kılığında gelmiş ve her kapıdan bir bereket istemiştir. Ancak o zamanın köy sakinleri dilenciyi istememiştirler. Dilenci de büyük bir ah edip " köyünüz 20 haneyi geçmesin" diye dua etmiş. Gerçek o ki kaç senelerden beri köy 20 haneyi geçmemiştir. Köy eskiden Malkara'ya bağlı iken Tekirdağ merkez köyü olmuştur.

YuvaTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 36 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca arıcılık yapılmaktadır.


YuvaKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 77 kişidir.

Süleymanpaşa Mahalleleri (A-K)

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
Süleymanpaşa Mahalleleri (A-K)2014 Nüfusu
Ahmedikli 164
Ahmetçe 75
Akçahalil 168
Araphacı 108
Aşağıkılıçlı 73
Avşar 32
Banarlı 900
Barbaros 5.019
Bıyıkali 705
Çanakçı 144
Dedecik 307
Demirli 131
Evciler 111
Ferhadanlı 2.069
Gazioğlu 313
Generli 140
Gündüzlü 3.545
Güveçli 93
Hacıköy 205
Hüsünlü 326
Işıklar 339
İnecik 765
Karabezirgan 163
Karacakılavuz 3.047
Karacamurat 142
Karaçalı 91
Karaevli 307
Karahalil 108
Karahisarlı 202
Karansıllı 65
Kaşıkçı 541
Kayı 266
Kazandere 237
Kılavuzlu 181
Kınıklar 108
Köseilyas 295
Kumbağ 2.162

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 27 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu yoktur. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yapım aşamasındadır.

PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 164 kişidir.
Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 32 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur . Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 75 kişidir.
Köy halkının Karaman'dan geldiği ve Trakya'ya ilk geçen Süleyman Paşa ile beraber geçip yerleştiği bilinir. Kurucusu Halil isminde akça pakça bir bey olduğu için köyün ismi buradan gelmiştir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 33 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ama kullanılmamaktadır fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 168 kişidir.
AraphacıTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 35 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


AraphacıKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. İnecik köyü sağlık ocağından yararlanılmaktadır. Köyün yolu İnecik - Sağlamtaş arası olduğundan ulaşımı çok rahattır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 108 kişidir.
Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 18 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 73 kişidir.
AvşarEski dönemlerde gerçekleşen göçlerde Oğuzların Avşar boyundan olanların bu köy ve çevresine yerleşmesiyle oluşan ufak çaplardaki köylerden biridir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 20 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 32 kişidir.
BanarlıBanarlı, Tekirdağ ilinin Süleymanpaşa ilçesine bağlı bir mahalledir. Süleymanpaşa'ya 22 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Marmara iklimi etki alanı içerisindedir.

Köyün ekonomisi tarım, hayvancılığa dayalıdır. Köyde İlköğretim Okulu, kanalizasyon şebekesi, PTT şubesi, içme suyu şebekesi vardır. Ayrıca köydeki yol asfalt olup, sabit telefon vardır. 2002 yılından beri internet hizmeti de verilmektedir.

Yeni büyükşehir kanunuyla belediye teşkilatı kaldırılıp mahalleye dönüştürülmüştür.

2014 yılı nüfusu 900 kişidir.

Banarlı Banarlı Banarlı

Tarihçesi

BarbarosAntik Kaynaklardan, İ.Ö 6. Yüzyılda, Propontis ( Marmara ) Denizinin kuzey kıyılarında, Samoslu Kolonistlerce kurulmuş Bizanthe adıyla anılan bir kentin varlığı bilinmekteydi. Yine Homeros, Herodot ve Ksenephon’a göre, koloni kentler kurulmadan öncede bölgede yerli halklar yaşamaktaydı.

BarbarosBizanthe antik kentinin yeri daha önceleri Tekirdağ’a lokalize edilmişse de, son yıllarda Barbaros'ta bulunan yazıtların Prof. Dr. M. Hamdi SAYAR tarafından okunması ve bölgede yapılan araştırmaların sonucu antik Bizanthe kentinin, Barbaros olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

BarbarosTrakya, M.Ö.514-513 yıllarında Pers Kralı Dareios’un İskit seferi sonrasında Pers egemenliğine girmiştir. Bu egemenlik, M.Ö.478-477 da Atina’nın Pers tehlikesine karşı kurduğu Attika-Delos deniz birliği tarafından Perslerin Trakya’dan çıkarılmasına kadar devam etmiştir.

BarbarosOdrys Kralı Kotys (İ.Ö.384-359) Trakları bir birlik altında toplayarak güçlü bir krallık kurmuştur. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Kersepleptes’in (İ.Ö.359-341) Makedonya Kralı II.Philip’e yenilmesiyle Trakya toprakları tamamen Makedonya hakimiyetine girer. İskender'in ölümünden sonra Trakya’ya Lysımachos egemen olur.

BarbarosM.S.19 da Roma imparatoru Tiberius’un Trakya’ya bir vali göndermesiyle başlayan gelişmeler, M.S 46 yılında İmparator Cladius’un Trakya’da Roma eyaletini kurmasıyla sonuçlanmış ve Trakya Bölgesi uzun yıllar Roma hâkimiyetinde kalmıştır.

BarbarosAntik dönemde küçük bir sahil kenti olan Bizanthe’nin adı sonradan Panion ve Panidos olarak değişmiş, günümüzde ise Barbaros olmuştur. Kendi adına sikke darp etmiştir. Antik yerleşim alanı bugün çoğunlukla yeni belde yerleşmesinin altında kalmış olsa da, belde sahilinde, Mezarlık ve Madenler Mevkilerinde kültürel varlıkların izlerine rastlanmaktadır.

BarbarosBarboros'ta önceki yıllarda yapılan hafriyatlarda çıkartılarak Tekirdağ Müzesine getirilen buluntular arasında 397 Env.No’da kayıtlı iki süvarili, yüksek kabartma, mermer stel ile 323 Env.No’lu Grekçe yazıt İ.Ö. 4.yüzyıla tarihlenen eserlerdir.397 Env.No’lu mezar steli Prof.Dr. İnci Delemen tarafından “ A Grave Stele from Barboros on the Propontis” başlığı altında EPIGRAPHICA ANATOLICA 34, sayfa 189-195 de yayınlanmıştır. Halen Selanik Müzesinde sergilenen iki adet kore heykeli ( İ.Ö 6. yy ) Barbaros'tan götürülmüştür. Yine sağlık ocağı hafriyatından çıkan yazıttan, inşaat alanında antik dönemde Sin Mabed’i ( tapınak ) olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Panidos’un geç dönemlerde önemli bir dini merkez olduğu bilinmektedir.

BarbarosBarbaros Madenler Mevkii, İ.Ö. 5. yüzyılın siyah boyalı, perdahlı karakteristik seramiğinin bolca görüldüğü bir alandır. III. Derece arkeolojik sit alanı olan bu bölgede Tekirdağ Müzesince arkeolojik sondaj kazıları yapılmaktadır.

BarbarosBarbaros'un hemen batısında mezarlık mevkiinde denize paralel uzanan surlar en az iki evre halinde izlenebilmektedir. Barbaros'ta halen mezarlık olarak kullanılan bu alanın güneyinde, yoğun olarak Roma ve Bizans seramiklerinin görüldüğü sahaya, Kültür ve Turizm Bakanlığının 07.06.2006 gün ve 91024 sayılı ruhsatlarıyla Tekirdağ Müzesi başkanlığında, Trakya Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalının katılımıyla kurtarma kazıları yapma izni verilmiş, kazılar sonucunda bu alanda 13.yüzyıla tarihlenen bir kilisenin varlığı belgelenmişti.

BarbarosDoğu-batı istikametinde uzanan taş ve tuğla karışımlı duvar bulgularıyla açığa çıkan kilisenin apsis genişliği 162 cm. dir. Yapının iç duvarları geometrik bezemeli, mavi ve kırmızı renkli fresklerle süslüdür. Bazı mekanlarda sigrafitto parçalarına rastlanmıştır. Bir açmada bulunan 9 ayrı iskelet bu dönemdeki gömütler hakkında fikir vermektedir.

Barbaros2006 yılında gerçekleştirilen çalışmalarda ayrıca sahil kesiminde görülen surların batıya doğru devamı bulunarak gün yüzüne çıkartılmıştır. Gerek küçük buluntular, gerekse mimari elamanların ışığı etrafında incelenmesi neticesinde bu alanın antik Bizanthe kentinin Geç Roma ve Bizans dönemlerinde yayılım alanı olduğu tespit edilmiştir.

BarbarosM.S. 395 yılında Bizans İmparatorluğu sınırları içinde kalan Barbaros, 1353 yılında Türklerin Trakya’ya geçmesiyle başlayan süreçte, 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra tamamen Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.


Coğrafi Yapı

BarbarosCoğrafi konum olarak Barbaros Kasabası; Marmara Denizi kıyısına cephesi olan bir sahil kasabasıdır. Tekirdağ ilinin güneyinde kalmaktadır. Mesafe olarak: Süleymanpaşa'ya 8, İstanbul´a 130 ve Edirne iline de 140 km. uzaklıktadır. Kasabaya karayolu ile ulaşım iki şekilde sağlanmaktadır. Süleymanpaşa istikametinden gelirken; çevre yolu kavşağından sola dönülerek, Barbaros - Kumbağ sahil yolunu takip etmek suretiyle kasabaya ulaşılır. Keşan istikametinden geliş ise şu şekildedir.: Çevre yolu kavşağından sağa dönülür ve aynı yol takip edilerek kasabaya ulaşılır. Havayolu ile ulaşım için Çorlu veya İstanbul havalimanları kullanılabilir.

BarbarosBarbaros Kasabası; Süleymanpaşa, Kumbağ ve Naip Köyü ile çevrilidir. 7 Haziran 1987 tarihinden bu yana belediye ile idare edilmekteyken yeni büyükşehir kanunuyla belediye teşkilatı kaldırılıp mahalleye dönüştürülmüştür.

BarbarosHafif dalgalı ve eğimli bir yapısı olan kasaba yerleşime uygundur. Süleymanpaşa-Barbaros ana yolu, yerleşme alanlarını ortadan ikiye ayırmıştır. Yerleşim birimleri toplu dokulu bir görünüm arz eder. Camii, okul gibi binalar, kasabanın merkezini teşkil eden meydan çevresinde toplanmışlardır. Kasabanın temel gelir kaynağı: tarım, hayvancılık, turizm ve ticarettir. Balıkçılık ta önemli bir yer tutmaktadır.

Barbaros Bir sahil kasabası olan Barbaros, turizm açısından da önem taşımaktadır. Barbaros´un turistik açıdan değer kazanmasında denizin, kasabanın doğal güzelliğinin, temiz havası ve nezih ortamının etkisi büyüktür. Temiz kumsalları ve plajları ile turistlerin dikkatini çeken kasabada nüfus yaz aylarında 20.000 civarını bulmaktadır. Yazın artan talepler, kiralık pansiyon ve özel kuruluşlara ait dinlenme tesisleri ile karşılanmaya çalışılır. Kasaba limanından: Marmara Adası, Avşa Adası, Erdek, Saraylar, Karabiga, ve Bandırma´ya feribot seferleri yapılmaktadır.

BarbarosDoğal güzellikler açısından zengin olan kasabanın başlıca tarihi zenginliklerini de, deniz kıyısındaki tarihi Kral Yolu ve bağlar arasındaki kale kalıntıları oluşturur. Kasabada bir Sağlık Ocağı, bir P.T.T. şubesi, bir Tarım Kredi Kooperatifi, bir İlkokul ve bir Ortaokul bulunmaktadır.

2014 yılı nüfusu 5.019 kişidir.

Asyaport Limanı

Asyaport LimanıAsyaport, Barbaros / Tekirdağ’da 30 ha deniz dolgu alanı üzerinde münhasıran Türkiye'nin en büyük konteynır limanı olarak inşa edilmektedir. Asyaport inşaatı 2010 yılında başlamış ve 2015 yılında tamamlanması ve hizmete girmesi planlanmıştır. Projelendirilmesi Marmara Bölgesi’nin depremselliği ön planda tutularak yapılan limanda, hizmet verecek ekipmanın projelendirilmesi dahil en ileri araştırmalar ve modelleme teknikleri kullanılmıştır.

Asyaport Limanı Asyaport projelerinde; İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin çeşitli uzmanlık alanlarında yaptıkları çalışmalar kullanılmıştır. Buna ilave olarak Belçika’nın Liege ve Gennt Üniversiteleri de çeşitli katkılarda bulunmuşlardır. 20 metreye varan derinliklerde inşa edilen rıhtımlarda 2,18 metre çapındaki çelik boru kazıklar çakılmıştır. Plan, proje ve inşaat sürecinde olduğu kadar işletme aşamasında da çevresel, kültürel ve toplumsal değerlerin korunması için azami çaba gösterilmektedir.

Asyaport Limanı Asyaport Limanı Asyaport Limanı Asyaport Limanı
Asyaport Limanı Asyaport Limanı Asyaport Limanı Asyaport Limanı

BıyıkaliBıyıkali köyü tarihi ve kültürel açıdan zengin bir yerdir. Köyde gezip görülebilecek, doğal ve tarihi güzellikler bulunmaktadır. Köyün dışında tarihi mağaralar (İnkaya mağaraları) bulunmakta ve köyün çocukları sürekli buraları gezmektedir. Aynı zaman da köyde doğal güzelliklerde şu an koruma altındadır. Özellikle bahar aylarında, bu doğal güzellikler (Koca koru) ortaya çıkmakta ve köylülerde bu doğal güzellikten faydalanmaktadırlar.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 15 km uzaklıktadır.

BıyıkaliKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Buna istinaden köy çevresinde bulunan kapasite, rezerv ve hacim olarak Trakya' nın en büyük taş ocaklarından biri olan Güneş İnşaat Taş Ocağı ve Maden İşletmeleri köy halkından yaklaşık 200 civarı insana geçim kapısını açmaktadır. Ayrıca Güneş ailesi köye ciddi yatırımın dışında ciddi bağışlarda da bulunmaktadır .

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem kanalizasyonu hem de su şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır . Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 705 kişidir.

Köyün nüfusu her geçen yıl azalan bir grafik çizmektedir. Özellikle gençler köyden Tekirdağ'a taşınmış durumda ve bu durum halen devam etmektedir.
Köyün adı etrafındaki ovaların çanak şeklinde olmasından gelir. Köyde yaşayanların çoğu Selanik göçmenidir.

Köyde Bizans döneminden kalma mezarlıklar bulunur.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 15 km uzaklıktadır

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Son zamanlarda özel ağaçlandırma ile badem ve ceviz yetiştiriciliği başlamış, köyün belli bölgelerinde kiraz bahçeleri oluşturulmuştur.

Köyde ilköğretim okulu yoktur. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 144 kişidir.
Köyün adı, Kurtuluş Savaşı sırasında düşman tarafından köy girişine asılan bir dededen gelmiştir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 35 km uzaklıktadır. Doğusunda Karansıllı Köyü, Batısında İbribey (Beyköy) Köyü, Kuzeyinde Generli Köyü ve Güneyinde Evciler Köyü bulunur.

Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. En çok yetiştirilen ürünler buğday ve ayçiçeğidir. Kavun, karpuz üretimi de son yıllarda önemli bir artış görülmektedir.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur, fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 307 kişidir.
DemirliOsmanlı zamanında Beşiktepe eteklerinde demir ocaklarının bulunduğu ve köyün adının buradan geldiği söylenmektedir. Osmanlı'nın Rumeli'ye geçişinden sonra Suriye Türkmenlerinin bölgeye yerleştirildiği de bilinmektedir.


DemirliTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 22 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


DemirliKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Demirli2014 yılı nüfusu 131 kişidir.





EvcilerTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 30 km uzaklıktadır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

İlköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 111 kişidir.
FerhadanlıFerhadanlı köyü ataları Osmanlı Devleti zamanında Bulgaristan'ın Selvi kasabasının Dobramirka köyünde yaşamaktadırlar. Balkan harbi zamanlarında Ferhadanlı köyü civarlarında Ferhat Paşa çifliğini satın alarak burada yerleşke oluşturmuşlardır. Köyün etnik kökenleri yerli ve göçmen mahalleleri olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 23 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.

FerhadanlıKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 2.069 kişidir.
GazioğluKöyün adı burada bulunan Gazi Baba türbesinden gelmektedir




GazioğluTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 18 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


GazioğluKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Gazioğlu2014 yılı nüfusu 313 kişidir.





2000'li yılların başlarına kadar ilkbaharda geleneksel "teferric-teferrüç"şenlikleri yapılırdı. Bu şenliğe civar köylerden ve Tekirdağ'a merkeze yerleşmiş köylüler katılırdı.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 38 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır ancak kullanılmamaktadır. Taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.

2014 yılı nüfusu 140 kişidir.
Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 11 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu yoktur. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Tekirdağ Ceza İnfaz Kurumları KampüsüKöy yakınlarında Muratlı - Tekirdağ yolu üzerinde Ceza İnfaz Kurumları kampüsü kurulmuştur. Toplam kapasiteleri olarak Türkiye'deki en büyük cezaevleridir. Buradaki cezaevleri:


  • 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
  • 2 nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
  • Açık Ceza İnfaz Kurumu
2014 yılı nüfusu 3.545 kişidir. Bu nüfusa Ceza Evleri kampüsü lojmanlarında yaşayanlar da dahildir.
GüveçliTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 14 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


GüveçliKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 93 kişidir.
HacıköyKöye ilk yerleşenlerin 93 (hicri 1293) Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Bulgaristan'dan Gabrovo ili Selvi (Sevlievo) ilçesine bağlı Akıncılar Köyü'nden göç edenlerin olduğu söylenmektedir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 22 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 205 kişidir.
Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 12 kilometre uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 326 kişidir.
IşıklarTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 24 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Öğrenciler eğitim için taşıma ile Naip köyüne gitmektedir. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ancak sağlık memuru yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 339 kişidir.
İnecikYapılan incelemelerden İnecik'te eski bir Trak kenti kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak İnecik'te kurulan kentin Antik Çağ'daki adını bilmemekteyiz. Roma ve Bizans Dönemlerinde nüfusu 3000 dir.



İnecikRoma ve Bizans Dönemlerinde büyük önem kazanan kentte bu dönemlere ait bol miktarda buluntu ele geçirilmiştir.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 24 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa ve ticaret dayalıdır.

2014 yılı nüfusu 765 kişidir.


İnecik İnecik Mirliva Hüseyin Paşa Camii
Mirliva Hüseyin Paşa Camii Mirliva Hüseyin Paşa Türbesi Sultan Hasan Dede

Köyün adı hakkındaki bir rivayet şöyledir. Çok eski zamanlarda köye basma satan birisinin geldiğini ve bu işleri yapanlara, gezici satış yaptığı için Bezirgancı denirmiş. Köyde zamanla konaklamış. Biraz da esmer birisi olduğu için bezirgancı geldi bezirgancı dendiği icin köyün ismi Karabezirgan kaldığı söylenmektedir.

Diğer bir rivayet ise şöyledir. Köyün dut arpalığı mevkiinde İranlı esmer bezirgana ait Poyraz çiftliğini, şu anda Tekirdağ belediyesinin kuzey tarafında büyük çınarın altında halen tarihi çeşmesi bulunan Kadı Mehmet Efendi gemilerden bıkıp sakin bir hayat yaşamak için satın alıyor. Ama yöre halkı Karabezirganın çiftliği diyerek ismi öyle kalıyor. Çiftlik altı kez yangın geçirince uğursuzluğa yorumlanarak Mehmet Efendinin oğlu Hasan Efendi tarafından şimdiki yerine kuruluyor. Hasan Efendinin oğulları Ethem ve Hüsnü ağa dır. Yani şimdiki Akbulutlar sülalesi.

Köye yerleşim; 1934 yılında Romanya'nın Silistre vilayeti Hacıvaklar köyünden, Köstence limanından kalkan büyük bir gemi ile göç edilerek önce Tekirdağ'a, sonrasında ise Karabezirgan köyüne yerleşim sağlanarak göçmen mahallesi oluşmuştur. Böylelikle köy yerli mahallesi ve göçmen mahallesi olarak iki mahallelidir. Köyün 1934 yılından sonra ilk dini hizmetlerini göçmen olarak köye gelenlerden merhum Mustafa Anık ve onun sonrasında da oğlu Ahmet Anık 30 yıl görev yapmak suretiyle köy halkına hizmette bulunmuşlardır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 26 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde tarımsal anlamda ayçiçeği, buğday, kanola ve kısmen pancar yetiştirilmektedir. Hayvancılık olarak ise büyük ve küçükbaş hayvancılığından süt ve et elde edilerek kazanç sağlanmaktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyde eğitim ve öğretim resmi olarak 1955 ve 1956 yıllarında başlamıştır. Önceki yıllarda ise yakın köyler olan Ortaca köyü ve Banarlı nahiyesine gidilerek eğitim sağlanırdı. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 163 kişidir.
KaracakılavuzKaracakılavuz, Süleymanpaşa, Hayrabolu ve Muratlı ilçeleri idari sınırlarının kesiştiği bir noktada, İl merkezine 32 km., Hayrabolu'ya 32 km ve Muratlı'ya 24 km. uzaklıkta yer almaktadır. Kasabaya Süleymanpaşa'dan Köprübaşı mevkiinden her yarım saatte bir kalkan minibüsler ile ulaşabilirsiniz.

Şahsi araçlar ile ulaşım için Tekirdağ-Hayrabolu yolu takip edilerek Banarlı'dan geçerek veya Tekirdağ-Muratlı yolu takip edilip Yeşilsırt-Aydınköy istikametiyle ulaşabilirsiniz.

Tarihi

KaracakılavuzKaracakılavuz, 1884-85 yıllarında Bulgaristan’ın Sevlievo (Selvi) kasabasına bağlı Krushevo (Kruşva) ve Sennik (Çadırlı) köylerinden göç etmiş muhacirler tarafından kurulmuştur. Halkın 15. yy da Konya-Karaman yöresinden Balkanların Türkleştirilmesi politikası sonucu zorunlu iskanla Bulgaristan’a göç ettirildiği ahali arasında söylenegelmektedir.

Daha eski tarihlerde Karacakılavuz’un Fatih ve Sultan Bayezid zamanının vezirlerinden Koca Mustafa Paşa’ya ait tımarlardan olduğu çeşitli kaynaklarda varittir. Ayrıca günümüzde kasaba içinde yer alan mezarlıkta bulunan mezar taşlarında en eski tarih miladi 1730 yıllarıdır. Bu mezar taşlarına göre bu mıntıkanın "İbrahimzade" adıyla anılan bir aileye ait olduğu anlaşılmaktadır. Karacakılavuz, kurulduğu yıllarda Hayrabolu kazası, Büyükkarakarlı nahiyesine bağlı iken bilahare Banarlı bucağına bağlanmıştır.

KaracakılavuzKaracakılavuz ismiyle ile ilgili anlatılan efsaneye göre, bir grup avcı peşine düştükleri bir karacanın ardından bugün kasabanın kurulu olduğu yere gelmişler ve buranın güzelliğine hayran kalarak, buradan "karacanın kılavuzluk ettiği, getirdiği yer" manasında "Karacakılavuz" olarak bahsetmeye başlamışlar. İsim eski yazışmalarda karacakulavuz, karacakuloğuz gibi hallerde kullanılmış ancak 1930'lardan sonra bugünkü halini almıştır.

1924 yılına kadar Kruşva köyünden gelenler bir muhtara, Çadırlı köyünden gelenler ayrı muhtara olmak üzere iki muhtarlıkla yönetilen köy, bu tarihten itibaren tek muhtar tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Muhtarlık yapan isimler şunlardır:

İkili Muhtarlık Dönemi:

Mimar Sinan ve Merkez Mahallesi (Kruşva Mahalleleri):
  1. Gege Ahmet (1884)
  2. Danduk Hüseyin (1900)
  3. Salihağaların Ziya (1904)
  4. Bilal Çavuş (1912)
  5. Köse Ahmet (1920)
Zafer Mahallesi (Çadırlı Mahallesi):
  1. Şakir Pehlivan (1884)
  2. Osman Pehlivan (1900)
  3. Hüseyin Pehlivan (1908)
  4. Osman Ağa (BÜKE) (1920)

Tek Muhtarlık Dönemi:
  1. Ömer Ağa (1924)
  2. Yaşar Ağa (1926)
  3. Ferhat Çavuş (PEKEL) (1930)
  4. (Aliş) Bilal SOLAK (1934)
  5. Şakir (Bey) ÖZER (1946)
  6. Raşit GILBAZ (1947)
  7. (Kadı) Hüseyin HELVACI (1950)
  8. (Körboğlu) Mehmet KÖRPE (1954)
  9. Şerif Mehmet BOZKURT (1956)
  10. Mehmet ESİRGEN (Öğretmen-1960 darbesi atamayla)
  11. Ahmet KARACA (atamayla)
  12. Yaşar GÜLLÜ (1962)
  13. (Avcı) Ahmet HELVACI (1969)
6 Haziran 1971 tarihinde belediye teşkilatının kurulmasıyla belde haline gelmiştir.

Belediye başkanlığı görevinde bulunanların isimleri ve mensup oldukları partiler şöyledir:
  1. Osman ÖZER 1971-1973 Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP)
  2. Yaşar GÜLLÜ 1973-1977 Adalet Partisi (AP)
  3. Osman ÖZER 1977-1980 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
  4. Ayhan ÇEVİK (Ara dönem)
  5. Hüsmen ZIHLI (Ara dönem)
  6. Şerif OKUR (Ara dönem)
  7. Ahmet KAMBUR 1984-1989 Anavatan Partisi (ANAP)
  8. Mustafa ÖZER 1989-1994 Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP)
  9. Ahmet KAMBUR 1994-1999 Anavatan Partisi-Refah Partisi(ANAP-RP)
  10. Mehmet SOLAK 1999 (Belediye Meclisi Kararıyla)
  11. Mustafa ÖZER 1999-2004 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
  12. Ömer GÜMÜŞ 2004-2009 Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ)
  13. Ömer GÜMÜŞ 2009-2014 Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ)
Yeni büyükşehir kanunuyla belediye teşkilatı kaldırılmış olup mahalleye dönüştürülmüştür.

Tarım ve Hayvancılık

KaracakılavuzKaracakılavuz merkeze 32 km uzaklıktadır. Nüfus 2014 yılı itibariyle toplam 3.047 olarak belirlenmiştir. Kasabanın ekonomisi Bitkisel ve Hayvansal Üretime dayanmaktadır

Kasabada mevcut olarak 2 ilköğretim okulu, sağlık ocağı, içme suyu ve kanalizasyon şebekesi, 4 lokanta, halı saha ve Tarım Merkezi bulunmaktadır.

İklimi, Marmara iklimi etkisi altındadır. Yazları sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Ortalama yıllık yağış miktarı 500-1.000 mm arasında değişir.

Kasabada şu anda aktif durumda olan 2190 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifi mevcuttur. Üye sayısı 350 'dir.

KaracakılavuzKasabada, ürün deseni bakımından Tekirdağ ilinin genel durumunu yansıtmaktadır. Ağırlıklı olarak buğday ve ayçiçeği tarımı yapılmaktadır. Ayrıca hayvancılığın yoğun olması sebebiyle yem bitkileri üretimi de önemli bir yer tutmaktadır. Buna ilave olarak son yıllarda kanola yetiştiriciliği de beldedeki ürün desenine eklenmiştir.

Kasaba hudutları içinde toplam ekilen arazi miktarı 46.950 da olup, bunun 22.700 da buğday, 23.650 da ayçiçeği, 600 da yem bitkisi oluşturmaktadır.

El Dokumaları

KaracakılavuzKaracakılavuz el dokumalarında hem kirkitli dokuma çeşitlerinden biri olan “CİCİM” tekniğini, hem de mekikli dokuma çeşitlerinden biri olan “DİMİ” tekniğini bir arada görmekteyiz. Dimi dokuma tekniği, yapılan dokumaların zemin dokusunda, cicim dokuma tekniği ise zemin doku üzerinde, motif ve desenlerin oluşturulmasında kullanılmaktadır. Ayrıca bez ayağı (düz bez dokuma) tekniği ile yörede “CECALA” denilen çizgili dokumalar ve “ÇERGİ” denilen yün yer yaygıları da yapılmaktadır.

Yapılan dokumaların zemininde kullanılan, yörede şayak örgü olarak isimlendirilen dimi dokumalar 4 çerçeve ve dört ayaklı ahşap dokuma tezgahlarında dokunmaktadır. Dimi dokumalar yüzeyinde bulunan atkı ve çözgü ipliklerinin yoğunluğuna göre atkı dimisi, çözgü dimisi ve çift yüzlü veya iki taraflı dimi olmak üzere 3 şekilde gruplandırılır. Karacakılavuz dokumalarında uygulanan çeşidi dokumanın her iki yüzeyinde de aynı görüntüye sahip ikiyüzlü dimidir.

4 GÜCÜLÜ DİMİ DOKUMA SIRA TAHAR

KaracakılavuzAtkı ve çözgü ipliklerinin birbirini gizlemeden eşit aralıklarla kesiştikleri bez dokuma veya atkı yüzlü ( kilim) dokumada atkı iplikleri arasına renkli desen iplikleri sıkıştırılarak dokuma yüzeyinde kabartma desenler oluşturma tekniğidir. Yörede yapılan dokumalarda ise bu işlem çözgü iplikleri üzerine dimi dokuma yapılırken, uygulanacak motifin durumuna göre renkli desen iplikleri, dokumanın arkasından önüne geçirilir ve belirli atlamalar yapılarak tekrar arkada serbest bırakılır. Dokumanın tüm eni boyunca değişik renk ve biçimdeki motifler içinde atlamalar yapılıp, iplikler arkaya verildikten sonra çözgü iplikleri arasından atkı iplikleri geçirilerek sıkıştırılır. Motifler tamamlanıncaya kadar her sırada aynı işlem yapılarak dokuma bitirilir. Dokuma yüzeyinde kabarık bir görüntü oluşur.

Yörede yapılan dokumalar yer minderi veya yastık olarak üretilmekte. Yer minderi olarak dokunanların ölçüsü eni standart olarak 65 cm. boyu ise 100 / 110 / ve 130 cm. olarak değişiklik göstermektedir. Yastık olarak dokunanlarının eni 60 boyu ise 110 cm. dir.

Karacakılavuz dokumaların atkı, çözgü ve desenlendirmesinde geçmişte kendi ürettikleri yün ipliği kullanılmakta iken şu anda dışarıdan temin edilen fabrikasyon yün, pamuk ve sentetik iplikler kullanılmaktadır.

KaracakılavuzAraştırmalar kapsamına giren ve zemininde dimi dokuma tekniği desenlendirmesinde cicim tekniği kullanılarak dokunan Karacakılavuz dokumalarının kompozisyon şemasına baktığımızda 3 farklı kompozisyon şeması ile karşılaşırız. Bu şemalardan ikisinde daha çok dokumanın bir tarafında desen yoğunluğunun daha fazla diğer tarafta ya hiç desenlendirme yapılmadığı veya içindeki desen gurubunda bulunan bir desenin yerleştirildiği görülmektedir. Diğer şemada ise bir motifin belli aralıklarla tekrarından oluşmaktadır. Tekrar eden motiflerin araları sütunlarla bölünmüştür. Bu şemada ana plan aynı kalırken sadece tekrar eden motifler değişmektedir.

KaracakılavuzYöredeki dokumaların canlandırılması amacıyla Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan'ın girişimleriyle hazırlanan ''Tekirdağ'ı Seviyorum Projesi'' kapsamında, dokumalarda çeşit geliştirme çalışmalarının sürdürüldüğü, kaybolmaya yüz tutmuş el dokumacılığını yeniden geliştirerek, bu işle uğraşanların aile bütçesine katkı sağlayabilmeleri için çalışmalara devam edilmektedir. Bu proje kapsamında Karacakılavuz El Dokumaları''nın geliştirilerek, bu işle uğraşanların aile bütçesine katkı sağlayabilmeleri gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.


KaracamuratKöyde yerleşik halk olmakla birlikte Osmanlı - Rus ve Balkan Savaşları sırasında Romanya ve Bulgaristan'dan Türk göçü almıştır. Yunan işgali süresince halk zulüm görmüş, köyde ancak yaşlılar, kadınlar ve çocuklar barınabilmiştir. O dönemlerde erkeklerin gece dere yatağını kullanarak Yunanlardan gizlice köye geldiği söylenir.

Köyün kuruluş zamanı hakkında bilgi yoktur. Bulgaristan'ın Sevlievo iline bağlı Kruşva (Krushevo) ve Çadırlı (Sennik) köylerinden göç etmişlerdir. Bulgaristan'ın orta kesimlerinde yer alan bir şehirdir. 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 yıllarındaki Osmanlı-Rus savaşında Anadolu'ya ve Trakya'ya göçen Gabrovo iline bağlı Sevlievo'da yaşayan vatandaşlarımız; Türkiye'de Banarlı, Karacamurat, Bukrova (şu anda adı Sağlamtaş Kasabası), Bunak (şu anda adı Çınarlıdere köyü), Karacakılavuz, Kaşıkçı, Ferhadanlı, Kazandere, Büyükyoncalı ve Bıyıkali köylerini kurmuşlardır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 30 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Bir adet bakkal vardır. Bir adet cami vardır. Köyün çıkışına doğru bir mezarlık vardır. Ayrıca hala eskiden ilkokul olarak kullanılan bina yıkılmamış olup harap durumda bulunmaktadır

2014 yılı nüfusu 142 kişidir.
KaraçalıKöyün adı bölgede yetişen ve çok azgın bir bitki türü olan "karaçalı" dan gelmektedir. Köyün eski adı Feyzihürriyet'tir. Köy, Rumların ormanları yok etmesini önlemek için etraf köylerden getirilen köylüler tarafından kurulmuştur.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 30 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım, hayvancılık ve arıcılığa dayalıdır. Daha çok dağ keçisi vardır.

KaraçalıKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 91 kişidir.
KaraevliKaraevli; Oğuz Türklerinin Bozoklara'a bağlı bir boyunun ismidir. Bu boyların Moğol istilası ile başlayan, Anadolu'da beylikler döneminde devam eden ve Osmanlı İmparatorluğu'nun göç ve yerleştirme politikalarıyla Trakya'ya yerleştirilmeleriyle son bulan uzun bir göç serüveni vardır. Son olarak mübadele ile Türkiye'ye Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya gibi ülkelerden geri gelen Türkler'in İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Çanakkale, Bursa ve Adana gibi birçok şehirde oluşturdukları köy, kasaba benzeri yerleşim yerlerine bu geçmişlerinden gelen boy isimlerinin verildiğini görebiliriz..

KaraevliTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 18 km uzaklıktadır. Tavşan tepe, tahtaköprü, Simen dere köyün en büyük deresidir. Taşköprü eski İstanbul yoludur ve Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.

Köyün ekonomisi tarıma bağlıdır ve modern tarım yapılmaktadır. Sertifikalı tohum üretim ve eleme tesisleri Karaevli ve birçok çevre köye verimli şekilde hizmet vermektedir. Bağcılık ve meyvecilik son yıllarda geçim kaynağı olarak yerini almıştır.

KaraevliKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Diğer yan köylere oranla Karaevli'de modernleşme konusunda birçok gelişme olmuştur. 2004 yılından bu yana köye kazandırılan hizmetler; içme suları sondaj yapılmıştır. 2004 yılından bu yana muhtarlık tarafından 22 adet çöp konteyner alınarak çöpler Yenice belediyesi tarafından ücret karşılığı alınmıştır. 2014 yılında Karaevli mahallesi olduktan sonra Tekirdağ Belediyesi tarafından alınmaktadır. 7200 m dere yatakları 2005 yılında açılmıştır. Dere yataklarına 2 adet köprü yapılmıştır. 2 adet yükleme ve boşaltma rampası yapılmıştır. Köy muhtarlığı tarafından süt toplama binası yapıldı ve hizmete açıldı. Yine aynı yıllarda Yarma değirmeni fabrikası kuruldu. Köy muhtarlığı tarafından 10.000 m 2 parke taş döşendi.

2014 yılı nüfusu 307 kişidir.
KarahalilSaruhan Beyliğnden gelen Kara Halil adında efe ve kızanları tarafından 1390 yılında kurulduğu rivayet edilir..

Tekirdağ il merkezine 30 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

KarahalilKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır su köy sınırları içerisindeki bir kaynaktan çıkarılıp depolanarak oradan evlere ulaştırılır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan her iki yol da asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 108 kişidir.
KarahisarlıKöyün eski yerleşim olduğu bilinmektedir. Trakların eski yerleşim yeri olmuştur.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 14 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 202 kişidir.
Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 35 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 65 kişidir.
KaşıkçıKaşıkçı'yı kuranlar, Balkanlara Osmanlının Yükselme dönemlerinde Karaman bölgesinden göç etmiş Türk boylarındandır. Tarihimizde 93 (1293) Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmişlerdir.

Tırnova Çarlığı düştükten ve Osmanlılarca alındıktan sonra 1395'te Dobromirka Köyü Nikapul sancağına ve İskender beyliğine bağlanmış ve Balkanlara Türk akıncıları girmiştir. Tuna ovası ve Balkanlara 1395'ten sonra gelen Müslüman Türkler (Konya) Karaman yöresinden akıncı olarak giden Karamanoğulları sülalesindendir. Geri göçe kadar beş asır burada yaşamışlardır.

KaşıkçıDobromirka Köyü Deliorman bölgesinde bulunan Selvi (Sevlievo) ilçesine bağlı ve Gabrovo iline kayıtlıdır. Önceleri Tırnova (Veliko Tarnovo) iline bağlı olduğu kayıtlarda yer alır.

Dobromirka Köyü ikinci Bulgar Çarlığı döneminde kurulmuş ve Çar'ın adı olan Dobromir adını taşımaktadır. Bu adla köy Osmanlının hakimiyetine girerken beş yüz yıl Osmanlı kayıtlarında ve şimdiki kayıtlarda hiç adını değiştirmeyen köy unvanına sahiptir. Yani 1878'den önce ve Bulgar devleti kurulduktan sonra da bugüne kadar aynı adı taşımaktadır.

1395 yılından önce Dobromirka Köyü'nde 50 hane Bulgar yaşardı. Türklerin gelip köye yerleşmesinden sonra köyde Bulgar nüfus kalmamış ve bunlar başka yerlere göç etmiştir. Osmanlının Balkanları kaybetmesi neticesinde 1878'de köyden Türkiye'ye toplu göçler başlamış ve 1892'ye kadar göç devam etmiştir.

Kaşıkçı1877-1878 yıllarında Türkiye'ye göç eden Dobromirka Köylüleri Tekirdağ'ın merkeze bağlı Kaşıkçı köyü başta olmak üzere, Ferhadanlı, Kazandere, Çerkezköy'e bağlı Veliköy ve Kızılpınar beldelerini, Çorlu'ya bağlı Velimeşe beldesini ve Balıkesir ili Kurtdere'ye gelerek yerleşmişlerdir.

Selvi (Sevlievo) ilçesine bağlı Bukurovo Köyü (oradaki komşu bir köy) halkı da 1877'de Anadolu'ya göç etmiş; bunların bir kısmı Balıkesir-Kurtdere Köyü'ne; bir kısmı Tekirdağ-Malkara'ya bağlı Sağlamtaş Kasabası ile Tekirdağ'a bağlı diğer bazı köy ve kasabalara yerleşmiştir.

Bugün Bulgaristan'ın Kırcaali, Razgrad, Silistre, Şumnu, Burgaz, Filibe (Plovdiv), Dobrik illerinde şu anda halkın %80'i Türklerden oluşmasına rağmen; Deliorman bölgesinde yer alan Tırnova, Selvi ve Pazarcık yöresinde yok denecek kadar az Türk yaşamaktadır.

KaşıkçıSelvi ilçesinin bugünkü nüfusu 28.000'dir. Dobromirka Köyü'nün işlenebilir toprağı 24.500 dekar, toplam kayıtlı toprakları 35.000 dekardır. Köy büyük balkanın (ormanın) orta kısmına yerleşmiştir. Türkler buraya ilk defa yerleşirken susuzluk çektiklerinden köyün içine çok miktarda su kuyuları kazmışlardır. Köydeki çeşme ve dere adlarının çoğu hâlâ Türkçe'dir. (Balıklıpınar, Uzunpınar, Karaçalıpınarı, Altındere, Kurtdere…gibi) Bugün hâlâ Türkçe kullanılan dağ, tepe, yöre adlarından bazıları şöyledir: Yalakçeşme, Kaynak, Meşelik gibi.

2014 yılı nüfusu 541 kişidir.
KayıKayı köyü II. Murat vakfı ile kurulmuştur. Tahmini 1430 ile 1440 yılları arasında Kastamonu Tosya civarından Oğuzların Kayı boyundan olan Hacıbalioğlu sülalesi tarafından kurulmuştur. Köy mezarlığında bu sülaleye ait 1530 yıllarından itibaren yazılı mezar taşları mevcuttur. (1920 yılında köy mezarlığının hemen üstünde bulunan askeri karargah denizden Yunan gemilerince bombalanırken defalarca isabet almış ve mezar taşlarının bir çoğu tahrip olmuştur.)

Köyün ilk yerleşim yeri dokuz yalak mevkii civarıdır. O civardaki arazilerin eski tapu kayıtlarında II. Murat vakfı olduğu bilgisi mevcuttur. Ancak şu an köyde eski yerlilerden kimsenin erkek tarafından soyu devam etmemektedir. En son Çanakkale Savaşında nesillerini devam ettirecek delikanlılar (Hacıbalioğlu Mehmetoğlu Osman şehadet 18 Nisan 1915 15 yaşında şehit olmuşlardır. Bugün için eski ailelerden; köye 1800'lü yıllarda yerleşen ailelerin Çanakkale Savaşına katılmayan erkeklerinin soyu devam etmektedir.

KayıO ailelerden biri 3 oğlundan 2 sini Çanakkale Savaşına göndermiş, bir oğlu şehit olup (Mıstık oğlu Süleyman 16 yaşında), diğer oğlu (Mıstık oğlu Hüseyin) da Çanakkale Savaşına katıldıktan sonra evine dahi uğramadan Yemen cephesine gidip İngilizlere esir düşmesiyle 7 yıl esaret hayatı yaşadıktan sonra köyüne dönerek neslini devam ettirmiştir. Kurucu Hacıbalioğlu sülalesinden köyde kalan Kocaağa Mehmet erkek evladını Çanakkale Savaşında şehit verdikten sonra, Kırkepenekli'ye gelin ettiği kızını, (eşi Çanakkale'de şehit oluyor) kızı ve oğlu ile yanına alıyor ve Hacıbalioğlu hanesi Gülçiftçi ve Özballar olarak devam ediyor.

Köye Balkanlardan ilk göçler 1925'te şu anki Makedonya'nın Üsküp şehrinin Hamzalı köyünden Arnavut kökenli 5 aile gelmiştir. Bu aileler burada Haşim Ağa'ya ait olan mekanı satın alarak yerleşmişlerdir. (Kayılı Haşim Ağa 1926 yılında köyden akrabası olan biriyle traktör alıyor fakat traktör paylaşılamıyor ve kavga gürültü derken Haşim Ağa'nın bir kızı öldürülüyor. Haşim Ağa daha sonra mülkünü satarak daha önce diğer kızını verdiği Yarabsanlı Haşim Ağanın yanına gidiyor.)

Daha sonra 1929 dan itibaren bugünkü Bulgaristan'daki Türk şehri Kırcaali ve köylerinden (Salifler, Hacımehmet, Adalı, Otmanköy, Köseler, ...) dağlı denilen köylüler gelerek köyün üst tarafındaki hazine arazilerine yerleştirilmişlerdir. Daha sonra devlet tarafından 10'ar dönüm arazi verilmiştir. 1951 yılında da İskan hakkı olarak araziler 40'ar dönüme tamamlanmıştır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 5 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamakta, taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 266 kişidir.
Kazandere75-80 yaşlarındaki ihtiyarların anlattığına göre yukarıdaki dere içindeki çeşmenin orada bir büyük kazan varmış. O zamanlar kazana küçük bir çocuk düşerek boğuluyorken kazan kapatılmış ve çeşme haline getirilmiş. Köyün adı da "Kazanlı Köyü" yerine "Kazandere" olarak değiştirilmiş. Köyü, Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında, şimdiki Bulgaristan'dan göç edenler kurmuştur.

KazandereTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 35 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


KazandereKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 237 kişidir.
KılavuzluKılavuzlu Köyü'nü kuran ve kurulmasına ön ayak olan Bulgaristan'ın Eski Zağra iline bağlı Yenişar Köyü'nden Emir Ali oğlu Abdal Ahmet Baba'dır. Köyü kuranların tamamı Amuca Kabilesi 'ne mensup kişilerdir. Kılavuzlu köyüne gelen kafile Abdal Ahmet Baba ile gelenler ilk önce Yaşar Aykut'un yaptırdığı Ferhat Ağa mevkiindeki Çeşme yanına Gelgel oğlu Camcı Simon çiftliğine 1877 yılında gelmişler. Köyün bu günkü arazisi içinde Camcı Simon, Ferhat Ağa ve Doğanca çiftliklerinin hisseleri bulunmaktadır.

Bugün Kılavuzlu Köyü'nün yerleşim alanı içindeki düzlüğü, komşu Kayı Köyü'nden Ali Rıza oğlu Senayi Bey bağışlamış. Bunu da tapu kayıtlarına da geçirmiştir. 1530 Osmanlı arşivi Vize Livası haritasında Tekirdağ'ın Kılavuzlu Köyü arazisi içinde bu gün var olmayan Kaba Kulağuz köyü halen Kılavuzlu Köyü sınırları içinde Yukarı Çınar mevkiinde halk arasında eski yurtluklardan diye bilinen mevkide imiş.

Kılavuzlu Köyü törelerini Bektaşi yolu erkanına göre devam ettirmektedir. İstanbul hariç Trakya'da tek açık olan Bektaşi dergahı köyü kuran Abdal Ahmet Baba'nın adı ile anılmaktadır. Amuca Kabilesinin Bektaşileri ile diğer Babagân kolu Bektaşileri manen buraya bağlıdırlar. Abdal Ahmet Baba ve yakınları Bulgaristan'ın Kazanlık (Kızanlık) kasabasına bağlı Yenişar Köyü'nden gelmişler. Eski Osmanlı kayıtlarında ve hala halk arasında bu köy Yenişar olarak bilinmektedir. Balkan köylerine dönenler de bu kişiler arasından olmuş. Daha sonra Bulgaristan'daki Dikence, Bokluca, Köseler ve Belören'den gelenler de olmuş. Balkan Köyleri olarak adlandırılan köyler Kofçaz yöresinde Kırklareli'nden ötede olan köylerdir.

Köye Ahlatlı köyünden en son gelenler Belören kökenlidirler. Kılavuzlu köyü hudutları içinde 20'den fazla yerleşim yeri yurtluklar olduğu sanılmaktadır. Köyün arazisinin eski kömürcü yolu üzerinde olması yıllarca buradan geçenlerin dikkatini çekmiş. Köy kurulmadan evvel kiremit ocakları ve bezir yağı işletmesinin bulunması bu iddiayı doğrulamaktadır.

Tekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 11 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.

Özellikle tarım, köyün ekonomisinin temelidir. Sulamanın pek uygulanamadığı tarlalarda Marmara ve karasal iklimde yetiştirilebilen sebze ve meyveler yetiştirilmektedir. Marmara ikliminin de başlıca ürünlerinden olan ayçiçeği çok yaygındır. Bunun yanında, soğan, patates, buğday, arpacık, karpuz, kabak, patlıcan, üzüm, biber gibi diğer ürünler de yetiştirilmektedir.

Hayvancılık ise özellikle son yıllarda eski önemini kaybetmiştir. Daha çok kümes hayvancılığı yaygındır. Bunun yanı sıra küçük baş ve büyük baş hayvancılık da görülür fakat çok yaygın olduğu söylenemez.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Önceleri okul kullanılıyordu. Fakat gelişen haberleşme ve ulaşım şartları ile Tekirdağ merkezinin köye yakınlığı, okulun önemini yitirmesine sebep oldu. Artık öğrenciler Tekirdağ'daki ilk ve orta dereceli okullarda eğitimlerini sürdürüyor. Köyün uzun yıllardır içme suyu şebekesi vardır. Bununla birlikte köy halkı kendi açtığı kuyulardan ve köy çeşmelerinden de yararlanabilmektedir. Köyde su sorunu yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Tekirdağ'a yakınlığından dolayı bu tür ihtiyaçlar merkezden karşılanabilmektedir. Köy asfalt bir yola sahip olup, köyde elektrik ve sabit telefon da yıllardan beri varlığını sürdürmektedir. Ayrıca GSM operatörleri de haberleşme ihtiyacının sağlanmasında görev almaktadır.

2014 yılı nüfusu 181 kişidir.
KınıklarTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 37 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


KınıklarKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 108 kişidir.
KöseilyasKöyün adının Köseilyas olmasının sebebi zamanında köyde köse yani kısa boylu olan İlyas adında bir ağanın olmasıymış. Bu ağa çok ünlüymüş. Zamanında köyün adı değişikmiş. Bir gün Köseilyas ölünce bu köylüler çok sevdikleri ağasının adını köye vermişler. Böylece köyün ismi Köseilyas köyü olmuştur.

KöseilyasTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya 8 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


KöseilyasKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamakta, taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 295 kişidir.
KumbağSüleymanpaşa'ya 15 km. uzaklıkta olan Kumbağ önemli bir turizm merkezidir. Kuzey rüzgarlarına kapalı olan Kumbağ'ın geniş kumsalları doğal plaj özelliğindedir. Kumbağ'da orman içi dinlenme tesisleri başta olmak üzere yörede çeşitli turistik tesisleri ve halk plajları bulunmaktadır.

Tekirdağ'ın Kumbağ kasabası yaz aylarında turizm merkezidir.

KumbağTekirdağ merkez ilçesi Süleymanpaşa'ya bağlı olan Kumbağ, Marmara Bölgesinin en gözde, en harika tatil beldelerinden biri olup yerli ve yabancı turistlere tatil imkanı sağlamaktadır. Yaz aylarında İstanbul ve diğer çevre illerden gelen turistlerle kendi nüfusundan 25-30 kat daha fazla bir nüfusa sahip oluyor.

Kumbağİstanbul, Çanakkale, Kırklareli ve Edirne gibi şehirlere yakınlığı ile bilinen Kumbağ Tatil Beldesi yaz aylarında bir çok insanın gözde tatil köylerinden biri olmaktadır. Kumbağ'da Turizm oldukça gelişmiştir. Kasaba halkı geçimini turizm, tarım, balıkçılık ve küçük baş hayvancılıkla sağlamaktadır.

KumbağKumbağ'da su kayağı, rüzgar sörfü, scuba diving gibi su sporlarının yanında tracking, biking, yamaç paraşütü gibi doğa sporları yapmanız da mümkündür.

KumbağKumbağ yaz aylarında Marmara bölgesinin Tekirdağ ilinin turizm cennetidir. Kumbağ'da konaklama sorunu pek yaşanmamaktadır. Kasabada yeterince otel ve pansiyon mevcuttur. Ayrıca balık tutabilir, piknik yapabilir ,deniz kenarında çayınızı yudumlayarak tatilin keyfini doya doya çıkarabilirsiniz.

KumbağKumbağ'a her geçen yıl çok daha fazla ziyaretçi gelmektedir. Bu sebepten dolayı konaklama tesisleri de gelişen turizm ile birlikte daha konforlu ve daha kaliteli hizmet verir hale geldi. Bir çok otel, apart ve pansiyon hizmete girmiştir. Özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Kumbağ yerli ve yabancı turist akınına uğramaktadır. Bu talebi karşılamak içinde yatırımlar yapılmaktadır. Birçok işletme prestij ve rakipleri açısından daha iyi konaklama hizmeti vermek icin yarış haline girmişlerdir. Bu da müşteriye konfor, kalite ve daha iyi hizmet olarak geri dönmektedir. Özellikle huzurlu tatil isteyenler için Tekirdağ'ın Kumbağ Tatil Beldesi en doğru seçimdir.

Tarihi

KumbağGanos dağlarının Marmara kıyılarında kurulmuş, tarihi oldukça eskiye dayanan küçük bir balıkçı köyüdür Kumbağ.



KumbağKumbağ, 1913 yılında Balkan Savaşı öncesinde Kumbos isimli 600 haneli bir Rum Balıkçı köyüyken 1923 yılına kadar devam eden sürede Yunanistan, Bulgaristan 1935 yılında da Romanya'dan göçmenlerle iskan edilmiş.

Tekirdağ'ın Kumbağ Kasabası 1993 yılında Belediye olma hakkını elde etmiştir.

Yeni büyükşehir kanunuyla belediye teşkilatı kaldırılmış olan Kumbağ, mahalleye dönüştürülmüştür.

Coğrafya

KumbağTekirdağ merkezi Süleymanpaşa'ya 15 km uzaklıktadır. Kumbağ, deniz seviyesinden 13 metre yüksektedir. Coğrafi konumu 40.868156 enlem ve 27.457108 boylamdır. Yükseltileri fazladır.


KumbağÖzellikle Kumbağ'ın İstanbul'a yakınlığından dolayı İstanbul'dan gelen ziyaretçi sayısı fazladır. Bunun dışında başka ülkelerden gelenler de vardır. Almanya, Yunanistan ve Belçika'dan gelenler fazladır. Yaz aylarında beldeyi sörfçüler sever. Yaz aylarında rüzgar, sörfçülerin seveceği tarzdandır. Ayrıca Tekirdağ Köftesi ve Tekirdağ Rakısı meşhurdur. İstanbul ile Kumbağ arasında 160 Km mesafe vardır ve yolculuk 1 saat 45 dakika sürer (100 km/h ortalama hız ile). Ayrıca kasabada yamaç paraşütü de yapılmaktadır.

Ulaşım

İstanbul istikametinden gelecekler için:

KumbağEski yoldan (D-100) gelirseniz; Avcılar, Büyükçekmece, Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri ve Kınalı'dan Tekirdağ istikametine devam edip Tekirdağ şehir çıkışında Kumbağ istikametine dönülür. TEM`den (E-80) gelirseniz; Mahmutbey'den (72km'lik otoban) giriş yapıp Kınalı-Tekirdağ çıkışından D-100 yolu takip edilir. Kınalı'dan itibaren 61km sahil yolunda Marmaraereğlisi'nden geçerek Tekirdağ'a ulaşırsınız. Tekirdağ çıkışında bulunan kavşaktan Kumbağ yönüne saptıktan sonra 16km sonra Kumbağ'a ulaşmış olursunuz.

İzmir - Çanakkale istikametinden gelecekler için :

KumbağTekirdağ Çanakkale arası 150 km olup, Çanakkale istikametinden E-84 karayolu izlenerek Tekirdağ girişinden Kumbağ yönü takip edilir.

Süleymanpaşa'dan Kumbağ'a 5-10 dakikada bir minibüs kalkmaktadır. Süleymanpaşa sahilinden de minibüs ve İstanbul otobüsleriyle de Kumbağ'a gidebilirsiniz.

Kumbağ Kumbağ Kumbağ
Kumbağ Kumbağ Kumbağ

Mahalleler

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
Tekirdağ Ahmedikli Ahmetçe Akçahalil Araphacı Aşağıkılıçlı Avşar Banarlı Barbaros Bıyıkali Çanakçı Dedecik Demirli Evciler Ferhadanlı Gazioğlu Generli Gündüzlü Güveçli Hacıköy Hüsünlü Işıklar İnecik Karabezirgan Karacakılavuz Karacamurat Karaçalı Karaevli Karahalil Karahisarlı Karansıllı Kaşıkçı Kayı Kazandere Kılavuzlu Kınıklar Köseilyas Kumbağ Osmanlı Yağcı Nusratlı Ortaca Seymenli Selçuk Taşumurca Otmanlı Mahramlı Oğuzlu Yuva Tatarlı Ormanlı Yenice Semetli Oruçbeyli Yeniköy Mermer Naip Yazır Yayabaşı Yukarıkılıçlı Nusratfakı


İlçeMahalle (Köyler dahil)
Süleymanpaşa Ahmedikli
Ahmetçe
Akçahalil
Altınova
Araphacı
Aşağıkılıçlı
Avşar
Aydoğdu
Bahçelievler
Banarlı
Barbaros
Bıyıkali
Çanakçı
Çınarlı
Dedecik
Değirmenaltı
Demirli
Ertuğrul
Eskicami-Ortacami
Evciler
Ferhadanlı
Gazioğlu
Generli
Gündoğdu-Turgut
Gündüzlü
Güveçli
Hacıköy
Hüsünlü
Hürriyet
Işıklar
İnecik
Karabezirgan
Karacakılavuz
Karacamurat
Karaçalı
Karadeniz
Karaevli
Karahalil
Karahisarlı
Karansıllı
Kaşıkçı
Kayı
Kazandere
Kılavuzlu
Kınıklar
Köseilyas
Kumbağ
Mahramlı
Naipköy
Namık Kemal
Nusratfakı
Nusratlı
Oğuzlu
Ormanlı
Ortaca
Oruçbeyli
Osmanlı
Otmanlı
Selçuk
Semetli
Seymenli
Taşumurca
Tatarlı
Yağcı
Yavuz
Yayabaşı
Yazır
Yenice
Yeniköy
Yukarıkılıçlı
Yuva
Zafer
100. Yıl